**Washington D.C.** – Gazze'deki insani krizin derinliği ve bölgede istikrarın sağlanması amacıyla hummalı bir uluslararası çaba gün yüzüne çıktı. ABD öncülüğünde hayata geçirilen ve Donald Trump'ın yeni kurduğu Barış Kurulu'nun Perşembe günü gerçekleştirdiği kritik toplantıda, Gazze'nin kapsamlı yardım ve yeniden yapılanma ihtiyaçları için 7 milyar doları aşan devasa bir finansal taahhüt açıklandı. Bu gelişme, savaşın yıprattığı topraklarda güvenliği tesis etmek için oluşturulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (UİG) beş ülkenin asker gönderme sözüyle de taçlandı.
Geçen ay startı verilen bu girişim, şimdiden geniş bir coğrafyadan destek buldu. Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk, önerilen istikrar gücünü desteklemek için askeri personel gönderme kararı aldı. Bu askeri katkıların yanı sıra Mısır ve Ürdün de yerel polis teşkilatlarının eğitimi konusunda kritik destek sağlayarak iç güvenlik yapılarının güçlendirilmesine katkıda bulunacak. Bu çok yönlü yaklaşım, acil insani yardımın ötesine geçerek uzun vadeli toparlanma ve barış inşası arzusunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Bu gelişmelerin arka planında, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'in güneyine düzenlediği saldırıların ardından patlak veren çatışmalar yatıyor. Hamas'ın yönettiği Gazze Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, 72.000'den fazla can kaybı yaşandı ve ekonomik ve altyapısal hasarın 70 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Yıkımın boyutu, kapsamlı bir uluslararası müdahale gerektirirken, Barış Kurulu da bu çabaları koordine etmeyi hedefliyor.
ABD aracılığıyla yürütülen ateşkes görüşmeleri de toplantıların merkezinde yer aldı. Bu planda, Hamas'ın silahsızlandırılması gibi kritik bir madde bulunuyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "İsrail, müttefikimiz ABD ile Gazze'nin silahsızlandırılmasından önce Gazze'nin yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştı" diyerek hükümetinin duruşunu yineledi. Yeniden yapılanmanın militan grupların silahsızlandırılmasına bağlanması, her türlü istikrar çabasının aşması gereken karmaşık siyasi manzarayı gözler önüne seriyor.
Barış Kurulu, önemli finansal ve askeri taahhütler almış olsa da, mevcut uluslararası kuruluşları gölgede bırakma potansiyeliyle ilgili endişeleri de yönetmek durumunda. Ancak Başkan Trump, ABD'nin "Birleşmiş Milletler ile yakın işbirliği içinde çalışacağını" belirterek bu kaygıları gidermeye çalıştı. Bu güvence, yeni girişimin yerleşik çok taraflı çerçevelerle entegre edilerek işbirliğine dayalı bir yaklaşım hedeflendiğini gösteriyor. Endonezya Dışişleri Bakanı'nın geçen hafta New York'ta BM Genel Sekreteri ve Filistin Büyükelçisi ile yaptığı görüşmeler de Birleşmiş Milletler ile süregelen diyaloğu pekiştiriyor.
ABD Ordusu Generali Jasper Jeffers komutasındaki Uluslararası İstikrar Gücü'nün kurulması, koalisyonun hedeflerini operasyonel hale getirme yolunda somut bir adım olarak öne çıkıyor. Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Kazakistan Devlet Başkanı Kassym-Jomart Tokayev ve Fas Dışişleri Bakanı Nasser Bourita gibi liderlerin katılımı, bu iddialı girişime geniş bir uluslararası desteğin olduğunu gösteriyor. Ancak, İngiltere, Kanada, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin Barış Kurulu'na katılmayı reddetmesi, yaklaşıma yönelik fikir birliğinin henüz tam olarak sağlanamadığını ortaya koyuyor. Bu çok yönlü uluslararası etkileşimin başarısı, nihayetinde Gazze için güvenlik, insani yardım ve sürdürülebilir bir siyasi çözümde gerçek ilerleme sağlama kabiliyetine bağlı olacaktır.