**Lefkoşa** – Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti, kontrolündeki bölgelerde bulunan terk edilmiş Türk-Kıbrıslı mülkleri üzerinde kapsamlı bir denetim başlattı. Bu adım, söz konusu varlıkların daha adil ve akılcı bir şekilde yönetilmesine yönelik önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Yapılan titiz inceleme, özellikle kiralama sözleşmelerinde izinsiz kullanımları tespit etmeyi ve geçmişte Rum Kıbrıslı mağdurların karşılaştığı eşitsizlikleri gidermek amacıyla yürürlüğe giren yeni yasaya uyumu sağlamayı hedefliyor.
İçişleri Bakanı Konstantinos Ioannou, perşembe günü denetimin devam ettiğini doğrulayarak, hükümetin genel stratejisindeki önemini vurguladı. Bu mülklerin kullanımını düzenleyen yasal çerçeve geçen yıl önemli ölçüde revize edildi. Daha önce, bu tür mülklerin tahsisi büyük ölçüde içişleri bakanının takdirine bırakılmıştı. Ancak güncellenen yasalar, belirli kriterler ve puanlama sistemini içeren yapılandırılmış bir düzen getirdi. Bu değişim, önceki gelişigüzel yaklaşımların önüne geçerek, daha şeffaf ve adil bir dağıtım süreci oluşturmayı amaçlıyor.
Denetimin ilk bulguları önemli sayıda usulsüzlük olduğunu ortaya koyuyor. Türk-Kıbrıslı mülklere ait 4.000'den fazla kiralama sözleşmesi, potansiyel kötüye kullanımlar açısından incelendi. Daha önceki raporlar, sözleşme ihlalleri nedeniyle 300'den fazla sözleşmenin feshedildiğini belirtmişti. Mevcut denetim, yerel yönetimler tarafından yapılan sözleşmeleri de kapsıyor. 275 belediye sözleşmesinin incelenmesi sonucu 31 vakada ihlal tespit edildi. Bazı belediyeler sözleşmelerini düzeltmiş olsa da, diğerleri uyarı mektupları aldı ve beş belediye sözleşmesi feshedildi.
Benzer şekilde, köy konseyleri tarafından yapılan sözleşmelerin incelenmesi de dikkate değer sonuçlar doğurdu. İncelenen 589 sözleşmeden 47'sinde sözleşme şartlarının ihlal edildiği belirlendi. Bu vakalardan bir düzinesi uyumla çözülürken, 32 köy konseyine uyarı mektupları gönderildi. Üç köy konseyi sözleşmesi ise denetim bulguları sonucunda feshedildi.
Bu kapsamlı düzenlemenin ardında yatan nedenler çeşitlidir. Hükümet, sadece kötüye kullanımları tespit etmekle kalmayıp, aynı zamanda ülkenin toplam kara alanının yaklaşık %10,14'ünü oluşturan bu mülklerin rasyonel idaresi için bir çerçeve oluşturmayı taahhüt ediyor. Bakan takdirine dayanan eski sistem, bu arazilere yerleştirilen mağdurlar arasında eşitsizlik hissi yaratmıştı. Yeni tahsis mekanizması, objektif kriterlerle bu dengeyi sağlamayı amaçlıyor.
Mali açıdan da bu durumun önemli yansımaları var. Bu yıl Türk-Kıbrıslı mülklerin kiralanmasından elde edilmesi beklenen gelir tahminen 6,56 milyon Euro'ya ulaşacak. Bu fon akışı, kamu bütçesine katkı sağlayacak ve potansiyel olarak mağdur toplulukları destekleyen girişimlere yeniden yatırılabilecek. Dolayısıyla, devam eden denetim, sadece bir düzenleyici egzersiz değil, aynı zamanda bu önemli arazi varlıklarının ekonomik ve sosyal faydasını optimize etmeye yönelik kritik bir adım niteliği taşıyor.