Dört ay önce ABD arabuluculuğunda varılan ateşkesle sona eren yıkıcı Gazze Savaşı'nın ardından, Hamas'ın savaşla paramparça olmuş topraklarda yönetimi ve güvenlik aygıtını yeniden tesis ettiği gözlemleniyor. Hamas polis ve güvenlik güçlerinin sokaklarda belirgin bir şekilde görülmeye başlandığına dair haberler geliyor. Bu güçlerin temel amacının suçla mücadele etmek ve işbirlikçi veya muhalif olarak görülen kişileri yakalamak olduğu belirtiliyor. Hamas otoritesinin bu yeniden yükselişi, hayati kamu hizmetlerine, resmi belgelendirmeye ve yargı sistemi üzerindeki kontrolün yeniden sağlanmasına kadar uzanıyor. Bu durum, yeniden yapılanma ve iyileşme sürecinde zorlu bir yolculuktan geçen Gazzeliler için karmaşık bir gerçeklik sunuyor.
Hamas'ın yönettiği sağlık bakanlığının verilerine göre hayatını kaybedenlerin sayısının 72.000'i aştığı çatışma, Gazze'nin altyapısını harabeye çevirmiş ve nüfusunu yerinden etmişti. Bu denli yaygın bir yıkımın ardından Hamas, idari kontrolünü pekiştirmek için oluşan boşluktan faydalanıyor gibi görünüyor. Vatandaşlar, kimlik kartı almak ve sağlık hizmetlerine erişmek gibi temel idari işlemler için artık Hamas yetkilileriyle muhatap olmak zorunda kalıyor. Militan grubun birincil idari organ olarak bu yeniden ortaya çıkışı, Gazze'nin gelecekteki yönetimi ve olası barış girişimleri açısından önemli soruları gündeme getiriyor.
Ekonomik cephede Hamas, pazar tezgahı sahiplerinden resmi ücret ve vergileri toplamak için agresif bir kampanya başlattı. Örneğin, Gazze Şehri'nin Şucaiyye bölgesindeki satıcılar, yaklaşık 700 şekel (yaklaşık 225 ABD doları veya 167 İngiliz sterlini) kira ödemek zorunda kaldıklarını bildiriyor. On ikiye varan bağımlısı olan ve hayatta kalma mücadelesi veren birçok kişi için bu durum, aşılması güç bir finansal yük anlamına geliyor. Tezgah sahipleri, Hamas yetkililerinden sürekli baskı gördüklerini, uyulmaması halinde tahliye ve mallara el konulması yönünde açık tehditler aldıklarını anlatıyor. Bu yoğunlaşan mali yaptırımlar, Gazzelilerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları ve geçimlerini yeniden kurmaya çalıştıkları zorlu ortamı gözler önüne seriyor.
Hamas'ın idari ve güvenlik fonksiyonlarının yeniden ortaya çıkışı, daha geniş bir jeopolitik bağlamda da gerçekleşiyor. Grubun askeri altyapısının önemli bir kısmının çatışma sırasında ağır hasar gördüğü ve lider kadrosunun çoğunluğunun hayatını kaybettiği anlaşılıyor. Ancak grubun eski operasyonel alanlarının %90'ından fazlası üzerinde bu kadar hızlı kontrolü yeniden tesis edebilmesi, bir dereceye kadar dayanıklılığa ve önceden var olan örgütsel kapasiteye işaret ediyor. Bu gelişme, Donald Trump'ın barış planının, Hamas'ın ileriki aşamaların ön koşulu olarak silahlarını bırakmasını ve hükümet otoritesinden feragat etmesini gerektirdiği yönündeki şartları göz önüne alındığında özellikle dikkat çekici. Hamas'ın mevcut eylemleri, bu tür silahsızlanma zorunluluklarıyla çelişiyor gibi görünüyor ve gelecekteki müzakereleri ile kalıcı bir çözüme yönelik uluslararası çabaları karmaşıklaştırabilir. Dolayısıyla Gazze'deki durum, harap olmuş bir nüfusun acil ihtiyaçlarını, giderek daha sıkı Hamas kontrolü altındaki bir bölgenin karmaşık siyasi gerçekleriyle dengeleyen çok yönlü bir zorluk teşkil ediyor.