**Los Angeles, CA** – Teknoloji dünyası için dönüm noktası niteliğindeki bir duruşmada, Meta Platforms'un CEO'su Mark Zuckerberg çarşamba günü mahkemede tanıklık ederek, sosyal medya platformlarının bilinçli olarak bağımlılık yapacak ve genç kullanıcıların ruh sağlığına zarar verecek şekilde tasarlandığı yönündeki suçlamalara şiddetle karşı çıktı. Los Angeles Yüksek Mahkemesi'nde görülen bu emsal niteliğindeki davada Meta ve Google (YouTube'un sahibi), Instagram gibi platformların ergenlerde depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açan bir bağımlılık kültürü yarattığı iddialarıyla karşı karşıya.
Zuckerberg'in tanıklığı, davacıların, "Kaley" olarak tanımlanan bir kullanıcının başını çektiği ve büyük teknoloji firmalarının uzun süredir savunduğu, kullanıcı zararından platformların değil bireylerin sorumlu olduğu savunmasını çürütmeyi amaçladığı süreçte kritik bir anı temsil ediyordu. Davacıların avukatı Mark Lanier, Meta'nın ürünlerinin bağımlılık potansiyeli ve genç demografikler üzerindeki etkilerinin farkında olduğunu öne süren, 2014, 2015 ve 2019 yıllarına ait e-postalar ve araştırma bulguları dahil olmak üzere bir dizi şirket içi belge sundu. Ancak Zuckerberg, bu iddiaları "yanlış yorumlandığı" gerekçesiyle reddederek, bilimsel konsensüsün sosyal medya kullanımını genç ruh sağlığının kötüleşmesiyle kesin olarak ilişkilendirmediğini savundu.
Birkaç hafta sürmesi beklenen dava, sosyal medya devlerine karşı açılmış binlerce benzer yasal başvuru için bir emsal oluşturup oluşturmayacağı açısından yakından takip ediliyor. Dava başladığı gün TikTok'un ve bir hafta önce Snapchat'in ön duruşma anlaşmaları yapmayı tercih ederek davadan çekilmesi, suçlamaların ciddiyetini ve henüz davada olan şirketlerin potansiyel riskini gözler önüne seriyor. Zuckerberg'in savunmasının bir kısmı, şirketin 13 yaş altı kullanıcıları yasaklama politikası da dahil olmak üzere kullanıcı güvenliğine olan bağlılığına dayanıyordu. Ayrıca, 2024 yılında ABD Kongresi'ne daha önce ilettiği, mevcut bilimsel verilerin sosyal ağların gençlerde ruh sağlığı sorunlarını artırdığını kanıtlamadığı yönündeki duruşunu yineledi.
Davacıların temel argümanı, Meta'nın ve dolayısıyla diğer sosyal medya şirketlerinin, kullanıcıların psikolojik sağlığı pahasına bile olsa, kullanıcı etkileşimini ve dolayısıyla reklam gelirini en üst düzeye çıkarmak için platformlarını bilerek tasarladığı yönünde. Bu yaklaşımın, finansal kazanç uğruna savunmasız genç bireylerin sömürülmesi anlamına geldiğini savunuyorlar. Zuckerberg'in savunması, şirketin kullanıcı etkileşimi hedefleriyle ilgili olarak daha önce Kongre sorgulamalarını yanlış yönlendirdiği iddialarını reddetmeyi de içeriyordu; "Eğer tanıklığımın doğru olmadığını söylemeye çalışıyorsanız, buna kesinlikle katılmıyorum" dedi.
Bu davanın sonuçları mahkeme salonunun çok ötesine uzanıyor. Meta aleyhine verilecek bir karar, büyük teknoloji şirketlerine sağlanan yasal korumaları önemli ölçüde zayıflatabilir ve potansiyel olarak çok sayıda başka davaya kapı aralayabilir. Dahası, dava gençlerin gelişimi üzerindeki sosyal medyanın yaygın etkisi etrafında daha geniş bir kamuoyu tartışmasını ve endişeyi ateşledi; mahkeme dışında protesto eden veliler, bu yasal mücadelenin toplumsal risklerini daha da artırdı. Sonuç şüphesiz dijital alandaki gelecekteki düzenleyici ortamı ve kurumsal sorumluluğu şekillendirecektir.