ABD'nin, Suriye'de konuşlu yaklaşık 1000 askerini önümüzdeki aylarda tamamen geri çekme hazırlığında olduğu bildiriliyor. Bu önemli dış politika hamlesi, Ortadoğu'da, özellikle de İran ile tırmanan jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalara göre, Suriye hükümetinin iç terörle mücadele operasyonlarının birincil sorumluluğunu üstlenme taahhüdü, Amerikan askerlerinin varlığını artık "olmazsa olmaz" olmaktan çıkardı.
2015'te başlayan önemli Amerikan askeri varlığının sonu olarak görülen bu çekilme, "düzenli bir ayrılık" olarak tanımlanıyor ve belirli koşullara bağlı bir geçiş süreci öngörülüyor. Yılın başlarında ABD güçleri, güneydeki El Tanf garnizonu ve kuzeydoğudaki El Şaddadi üssü gibi iki kilit noktadan zaten ayrılmıştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) geçen hafta El Tanf'tan çekilmeyi teyit etmesi, bu stratejik yeniden konumlanmanın hızlandığının bir işaretiydi. Wall Street Journal'ın haberine göre, kalan Amerikan birliklerinin iki ay içinde Suriye'deki görev yerlerinden tamamen çekilmesi bekleniyor.
Bu hızlandırılmış çıkışın ardında yatan nedenler karmaşık. Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Şam'ın kendi topraklarındaki terör unsurlarıyla mücadelede öncü rol üstlenme sözü verdiğini ve bunun da Amerikan askeri varlığına duyulan ihtiyacı azalttığını belirtti. Ancak bu gelişme, Washington ve Tahran arasındaki düşmanlığın arttığı bir arka planla yaşanıyor. ABD, aynı zamanda, İran'ın olası saldırganlığına karşı caydırıcı bir hamle olarak geniş Ortadoğu'daki askeri varlığını güçlendiriyor. Üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinden alınan doğrulanmamış raporlar, ABD ordusunun İran'a yönelik misilleme saldırılarına hazır olabileceğini, ancak Başkan Donald Trump'ın bu konuda henüz nihai bir talimat vermediğini öne sürüyor.
Bu çekilmenin stratejik sonuçları derinlemesine hissedilecek. Bu, iç savaşla yıkılan ve çeşitli bölgesel ve uluslararası aktörlerin arenası haline gelen Suriye'deki on yıllık bir görevin fiilen sona ermesi anlamına geliyor. "Ölçekli" askeri varlık ortadan kaldırılırken, ABD herhangi bir bölgesel tehditle başa çıkmaya hazır olduğunu belirtti. Eş zamanlı olarak, ABD Donanması'nın İran'a yakın bölgelerdeki varlığını gözle görülür şekilde artırdığı görülüyor. Uçak gemisi USS Abraham Lincoln, güdümlü füze destroyerleri ve savaş jetleriyle birlikte bölgede operasyon yürütüyor. Dahası, dünyanın en büyük savaş gemisi USS Gerald Ford, üç hafta içinde Ortadoğu'ya varması beklenen bir şekilde bölgeye doğru ilerliyor. Bu karmaşık manevra, ABD stratejisinin yeniden ayarlandığını, Suriye'deki doğrudan çatışma yerine, İran ile artan gerilimler ortasında Basra Körfezi bölgesinde daha iddialı bir duruş sergilediğini gösteriyor.