Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Friday, February 20, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Doğu Akdeniz'de Enerji Denkleminde Yeni Gerilim: Kıbrıs'ın İttifakları Türkiye'yi Çemberine mi Alıyor?

**Ankara, Türkiye** - Doğu Akdeniz'in stratejik sularında enerji kaynaklarının paylaşımı ve etkileşim alanları yeniden alevlenirken, Türkiye'den dikkat çekici bir suçlama yükseldi. AK Parti'nin kıdemli milletvekillerinden Ayşe Buhurler, Kıbrıs'ın Yunanistan, Mısır ve İsrail ile kurduğu yeni enerji ittifaklarının, Türkiye'yi bölgesel enerji koridorlarından dışlayarak deniz yetki alanlarını kendi kıta sahanlığına hapsetme amacı taşıdığını iddia etti. Bu açıklamalar, Doğu Akdeniz'deki enerji keşifleri ve kaynak hakları etrafındaki jeopolitik tansiyonun giderek arttığını gözler önüne seriyor.

Buhurler'in temel tezi, bu işbirliğine dayalı enerji girişimlerinin sadece kaynak paylaşımıyla sınırlı olmadığı yönünde. Milletvekili, bu ortaklıkların, Türkiye'yi bölgenin yükselen enerji haritasından soyutlamaya yönelik bilinçli bir çabanın parçası olduğunu vurguladı. Bu çerçevede, söz konusu ittifakların Türkiye'yi "kendi kıta sahanlığına sıkıştırmayı" amaçladığı ve böylece potansiyel olarak kârlı arama bölgelerine erişimini ve bölgedeki stratejik etkileşimini sınırladığı ifade ediliyor. Bu bakış açısı, Türkiye'deki bazı siyasi çevrelerin, bu ittifakların Ankara'nın bölgesel enerji denklemindeki rolünü marjinalleştirmek üzere kurgulandığına dair bir algısı olduğunu gösteriyor.

Bu tür "dış operasyonlar" olarak algılanan gelişmelere karşılık, Türk yetkililer kararlı bir duruş sergileyerek, ülkenin tüm bölgesel gelişmeleri titizlikle takip ettiğini belirtiyor. Ayrıca, Türkiye'nin ulusal çıkarlarına ve egemenlik haklarına zarar vereceği düşünülen her türlü eyleme karşı sert tepki vermeye hazır olduklarının sinyalini verdiler. Bu söylem, Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki meşru hak ve varlığını koruma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

Konuya bir boyut daha ekleyen eski CHP milletvekili Yankı Bağcıoğlu da bu endişelerin bazı yönlerini doğruladı. Bağcıoğlu, Türkiye'nin Aralık 2020'den bu yana Doğu Akdeniz'in belirli "kritik bölgelerinde" sismik araştırma veya sondaj faaliyeti yürütmediğine dikkat çekti. Bu gözlem, Buhurler'in "dış operasyonlar" çerçevesini doğrudan yansıtmasa da, Türkiye'nin tartışmalı sulardaki operasyonel varlığı ve kapsamı hakkında soruları örtük olarak gündeme getiriyor. Bağcıoğlu, bu stratejik açıdan hayati öneme sahip bölgelerde somut bir ulusal varlık göstermenin önemini vurgulayarak, Türkiye'nin hak iddialarını pekiştirmek için devlet öncülüğündeki arama ve sondaj faaliyetlerinin sürdürülmesini savundu.

Bölgedeki Türk denizcilik faaliyetlerinin tarihi de bir tartışma konusu olmuştur. Özellikle, Türkiye'nin 2019'da sismik araştırmalar için sismik araştırma gemisi Oruç Reis'i göndermesi, Yunanistan ve Kıbrıs ile gerilimi artırmış ve yoğun eleştirilere neden olmuştu. Oruç Reis'in Doğu Akdeniz'de yeni gaz arayışlarına çıktığı en son 2022'de rapor edilmişti. Mevcut tartışmalar, Türkiye içinde, özellikle de bölgesel enerji anlaşmaları ışığında, güç projeksiyonunun ve aramalara aktif katılımın haklarını savunmadaki gerekliliğine dair bir tartışma olduğunu gösteriyor.

Doğu Akdeniz, önemli miktarda doğalgaz rezervlerinin keşfiyle daha da karmaşıklaşan kaynak rekabeti ve deniz sınırı anlaşmazlıklarının odak noktası haline geldi. Kıbrıs, Yunanistan, Mısır, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Fransa'yı içeren Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF) gibi enerji ittifaklarının kurulması, Türkiye'de bazıları tarafından bölgesel emellerine doğrudan bir meydan okuma ve enerji altyapı geliştirmelerine katılımını atlatmaya yönelik kasıtlı bir girişim olarak görülüyor. Bu rekabetçi çıkarların sonuçları, Avrupa'ya enerji tedarik yollarını etkileyebilir ve bölgedeki daha geniş jeopolitik dengeyi şekillendirebilir. Türkiye'nin konumu, bölgesel istikrar ve uluslararası enerji piyasaları için önemli sonuçları olan, nüfuz ve kaynak erişimi için daha geniş bir mücadeleyi vurguluyor.

← Back to Headlines