Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Monday, March 2, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Esad Sonrası Suriye'de Kabus: Alevi Kadınlar Kaçırılıyor, Tecavüze Uğruyor

Suriye, Aralık 2024'te Beşar Esad diktatörlüğünün çöküşünün ardından, mezhep temelli şiddetin karanlık yüzüyle yüzleşiyor. Özellikle Alevi azınlığa mensup kadınlar, taciz ve tecavüz gibi akıl almaz saldırıların hedefi haline geliyor. Güvenlik güçlerinin yetersizliği ve acizliği, bu vahşetin önüne geçemezken, mağdurlar tarifsiz travmalarla baş başa kalıyor.

Kadın hakları savunucusu önde gelen kuruluşlardan Suriye Feminist Lobi (SFL), topladığı bilgilerle dehşet verici bir tablo çiziyor. SFL'nin kayıtlarına göre, 80'den fazla Alevi kadın kayıp. Bunlardan 26'sının kaçırıldığı kesinleşmiş durumda. Bu durum, devrik rejimin dayanak noktası olan mezhebe mensup kadınların kasıtlı olarak hedef alındığına işaret ediyor ve geniş çaplı intikam eylemleri endişelerini körüklüyor. Geçici hükümetin güvenlik teşkilatı olan Genel Güvenlik Servisi'nin tepkisizliği ve yetersizliği ise ağır eleştirilere neden oluyor. Mağdurların anlattıkları, görevlilerin alaycı tavırlarıyla karşılaştıklarını ortaya koyuyor.

Güvenlik endişesiyle kimliği "Ramiye" olarak gizlenen bir genç kızın yaşadıkları, bu vahşetin boyutunu gözler önüne seriyor. Latakya kırsalındaki köyünde, üç silahlı kişinin zorla kaçırdığı Ramiye'ye, kimliği üzerinden mezhepçi hakaretlerde bulunulmuş. "Sünni mi, Alevi mi?" sorusuna "Alevi" yanıtını vermesiyle başlayan hakaretler, saldırıların mezhep düşmanlığından kaynaklandığını açıkça gösteriyor.

SFL, ailelerin ve medya raporlarının da desteğiyle topladığı tanıklıklarla bu karanlık tabloyu aydınlatmaya çalışıyor. BBC de benzer vahşetleri yaşayan iki Alevi kadının ve kayıp üç kadının ailesinin ifadelerini doğrulayarak, bu dehşet verici olayların gerçekliğini ortaya koyuyor. Bu anlatılar, yaşanan korkuyu, ihlali ve çaresizliği ortak bir paydada buluşturuyor. Fiziksel ve cinsel şiddetin yanı sıra, mağdurların ruhlarında derin izler bırakan travmaların boyutu ise tahminlerin ötesinde.

Suriye'deki bu karmaşık geçiş sürecinde, yaygınlaşan güvensizlik ve saldırganların cezasız kalması, ülkenin geleceğine dair kara bulutlar estiriyor. Genel Güvenlik Servisi'nin etkisizliği, sadece mağdurların acısını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün de ne kadar zedelendiğini gösteriyor. Suriye'de siyasi çalkantıların ve mezhep kavgalarının ortasında kalan azınlık grupların güvenliğinin sağlanması, adalet ve hesap verebilirlik gibi temel insani değerlerin ne kadar uzak olduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor. Bu olayların uzun vadede toplumsal uyum ve insan haklarının korunması üzerindeki etkileri ise büyük bir muamma.

← Back to Headlines