Kuzeydeki ‘başbakan’ Ünal Üstel ve oğlunu gölgeleyen ciddi yolsuzluk ve yasa dışı mali işlem iddiaları, ortalığı karıştırdı. Salı günü ortaya çıkan bu gelişmeler, üst düzey siyasetçileri ve organize suç unsurlarını içeren derin bir himaye sistemine işaret ediyor. İddialara göre, bu sistem, kara para aklama ve vergi kaçırma amacıyla lüks araç ithalatı üzerinden işliyor. Dahası, Üstel’in, organize suçla bağlantısı bilinen bir şahısla ilgili yargı süreçlerini engellemek için eski ‘sağlık bakanı’ kimliğini kullandığı öne sürülüyor.
Bu suçlamalar, sistemik usulsüzlüklerin rahatsız edici bir tablosunu çiziyor. Merhum iş insanı Halil Falyalı ile bağlantılı olduğu belirtilen kilit bir tanık, ‘ilişkileri sürdürmek’ amacıyla yapıldığı iddia edilen bir dizi nakit işlemeyi detaylandırdı. Özellikle çarpıcı bir anlatı, Girne’de bir oto yıkamada 50.000 Euro’luk bir meblağın el değiştirmesini tasvir ediyor; bu gizli teslimat, yasa dışı işlemlerin iddia edilen pervasızlığını ve alelaceleliğini vurguluyor. Tanığın ifadesi, siyasi kayırmacılığın ve suç şebekelerinin kesiştiği bir ağı ima ediyor; Birleşik Krallık’tan yapılan lüks araç ithalatının, gümrük düzenlemelerini atlatmak ve ciddi vergilerden kaçınmak için bir araç olarak kullanıldığı iddia ediliyor.
Bu iddiaların merkezinde, ‘başbakanın’ oğlunun lüks araç işi yer alıyor. Bu işletmenin, kaynağı belirsiz fonların aklanması için bir kanal olarak kullanıldığı söyleniyor. Bu tertibin, sahte gümrük belgeleriyle yüksek değerli araçların ithal edilmesini içerdiği, böylece sermayenin gerçek kaynağının gizlendiği ve zorunlu vergi yükümlülüklerinden kaçınıldığı belirtiliyor. Bu iddia edilen mali hile, yargısal meselelere müdahale iddialarıyla birleşince, zaten birden fazla devam eden ceza soruşturmasıyla boğuşan bir yönetime yönelik yoğun eleştirileri ve baskıyı körükledi.
Üstel’in eski ‘sağlık bakanı’ sıfatıyla müdahale ettiği iddiaları özellikle zarar verici. Organize suçla bağlantılı bir şahsın ıslah tesisine nakledilmesini aktif olarak engellediği, aksi yöndeki tıbbi tavsiyelere rağmen şahsın hastanede tutulmasını tercih ettiği iddia ediliyor. Bu iddia edilen siyasi engelleme eylemi, eleştirenler tarafından, suç bağlantıları olan şahısları yasal sonuçlardan koruma, böylece hukukun üstünlüğünü zayıflatma yönünde açık bir girişim olarak görülüyor.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli de, ‘polis’ ve ‘savcılık’ makamlarından acil ve şeffaf eylem talep eden muhalefet seslerine katıldı. Ortaya çıkan skandal, sadece kuzeydeki yönetişimin bütünlüğü hakkında derin soruları gündeme getirmekle kalmıyor, aynı zamanda siyasi nüfuzun yasa dışı faaliyetleri kolaylaştırmak ve ilgili kişileri korumak için kolayca silah olarak kullanıldığı yaygın bir kültürü de ortaya koyuyor. Bu iddiaların tam sonuçları henüz belirlenmemiş olsa da, şüphesiz mevcut yönetimin meşruiyeti ve adalet ile hesap verebilirliği sağlama kapasitesi için önemli bir zorluk teşkil ediyor.