Kıbrıs genelinde tüketiciler, su tedarikinde yaşanacak ciddi aksaklıklarla yüzleşmek üzere. Zorunlu olarak su temininde yapılacak yüzde 10'luk kesinti, yerel yönetimleri gün aşırı su verme sistemini uygulamaya zorladı. En son 2008-2009 döneminde görülen bu sert önlemin, hane halkı kaynaklarını zorlayacağı ve adanın zaten kırılgan olan su altyapısı üzerinde önemli bir baskı oluşturacağı öngörülüyor.
Lefkoşa Bölgesi Yerel Yönetimler Birliği (EOA), planlanan kısıtlamaların doğrudan Su Geliştirme Departmanı'ndan gelen talimatların bir sonucu olduğunu doğruladı. Departman, toplam su arzında önemli bir kesintiye gidilmesini emretti. Ağın yetenekleri ve sınırlılıklarının kapsamlı bir teknik değerlendirmesinin ardından EOA, alternatifli su tedarikinin kıtlığı yönetmek için teknik olarak uygulanabilir ve operasyonel olarak güvenli tek yol olduğuna karar verdi. Bu karar, rezervuar kapasiteleri, ana hat operasyonları ve dağıtım sistemi boyunca yeterli su basıncını korumanın kritik ihtiyacının analiziyle desteklendi.
Lefkoşa EOA Başkanı Constantinos Yiorkatzis, benimsenen stratejinin ardındaki mantığı detaylandırdı. Azalan su akışının etkilerini titizlikle değerlendirdikten ve kapsamlı bir teknik inceleme yaptıktan sonra, gün aşırı dağıtım modelinin tek pratik çözüm olduğunu belirttiklerini vurguladı. Bu yöntem, daha kıt olan kaynağın bir miktar adil dağılımını sağlamayı, belirli bölgelerde uzun süreli kesintileri önlemeyi ve tüm kullanıcılar için kaçınılmaz olan rahatsızlığı kabul etmeyi amaçlıyor.
Uygulanan kesintilerin sonuçları geniş kapsamlı ve sadece bir rahatsızlığın ötesine geçmesi bekleniyor. EOA, su ağındaki arızalarda yaklaşık yüzde 30'luk bir artış öngörüyor. Sistem arızalarındaki bu artış, etkilenen tüketiciler için kaçınılmaz olarak daha uzun süreli susuzluk dönemlerine yol açacak ve planlanan kısıtlamaların getirdiği zorlukları daha da artıracaktır. Dahası, gelir getirici olmayan su oranının (yani sızıntılar ve diğer arızalar nedeniyle boru hatlarından kaybolan su) yaklaşık yüzde 5 oranında artması bekleniyor; bu da sistem verimliliği üzerinde ek bir yük ve mevcut kaynakların daha da tükenmesi anlamına geliyor.
Hane halkı üzerindeki ekonomik etkiler de önemli bir endişe kaynağı. Günlük su kıtlığıyla başa çıkma zorunluluğunun, adadaki tüketiciler için milyonlarca Euro'ya mal olması bekleniyor. Bu rakam muhtemelen depolanmış suya artan bağımlılığı, su tasarrufu teknolojilerine potansiyel yatırımları ve hizmet kesintilerinin daha geniş ekonomik etkisini kapsıyor.
Geleceğe bakıldığında, su sisteminin mevcut operasyonel durumuna geri dönmesi kısa vadeli bir beklenti değil. Ağın, kıtlık öncesi durumuna dönmesinin yaklaşık üç yıl süreceği tahmin ediliyor; bu da mevcut arz kesintisinin kalıcı etkisini vurguluyor. Bu uzun iyileşme süreci, durumun ciddiyetini ve sürdürülebilir su yönetimi ile altyapı dayanıklılığı için sürekli çaba ihtiyacını ortaya koyuyor. Önümüzdeki aylar, şüphesiz Kıbrıslı tüketicilerin uyum yeteneğini ve adanın su tedarik altyapısının sağlamlığını sınayacaktır.