**Lefkoşa, Kıbrıs –** Avrupa tarım sektöründe kaynamaya başlayan kazan, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve öğrenci örgütleriyle omuz omuza veren çiftçilerin Lefkoşa'daki sert tepkisiyle doruğa ulaştı. Cumartesi günü Avrupa Birliği Evi önünde toplanan kalabalık, AB'nin Güney Amerika Ortak Pazarı (Mercosur) ile yaptığı ve hayata geçmesi halinde Avrupa tarımının, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelerin belini kıracağı endişesini dile getirdi.
Eyleme katılan tarım birlikleri, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides gibi kilit isimlere iletilmek üzere resmi bir bildiri sundu. Bu çağrı, Mercosur anlaşmasının acilen yeniden gözden geçirilmesi ve Avrupalı çiftçiler için sağlam koruyucu önlemlerin alınması talebini içeriyor. Anlaşmanın şu anda Avrupa Adalet Divanı'nda AB hukuku ve anlaşmalarıyla uyumluluğu açısından inceleniyor olması, durumun vahametini gözler önüne sererken, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın anlaşmanın geçici olarak uygulanacağını duyurması da tepkileri artırdı.
Çiftçilerin temel şikayeti, Mercosur anlaşmasında yer alan güvencelerin yetersizliği. Belirli ürünler için Korunmuş Menşe Adı (PDO) statüsünün kabul edildiği belirtilse de, özellikle Kıbrıs'ın simgesi haline gelmiş hellim peynirinin geleceği konusunda ciddi endişeler dile getirildi. Protestocular, AB'nin üçüncü ülkelerden daha fazla gıda ithalatı yapma çabasının, kendi kendine yeterlilik hedeflerini baltaladığını savunuyor. Dahası, ticaret anlaşmasının, kıta genelindeki küçük ölçekli tarım ve hayvancılık işletmeleri pahasına, yerleşik sanayi sektörlerine sahip büyük AB ekonomilerine orantısız bir şekilde fayda sağlayacağını ve dolayısıyla Avrupalı tüketicileri olumsuz etkileyeceğini iddia ediyorlar.
Ticaret anlaşmasının yerel tüketicilere fayda sağlayacağı iddiası ise büyük bir şüpheyle karşılandı. Birçok kişi, gümrük vergilerinin kaldırılmasının, tasarrufların son tüketiciye ulaşmak yerine büyük olasılıkla aracılara, süpermarket zincirlerine ve yerleşik ticaret tekellerine yarayacağını düşünüyor. Daha da endişe verici bir boyut ise, ithal ürünlerin Avrupa güvenlik standartlarını karşılamama, özellikle AB içinde yasaklanmış kimyasalların kullanımı gibi potansiyel riskleri. Bu durum, Avrupa sofralarına ulaşan gıdanın menşei ve güvenliği hakkında ciddi soruları gündeme getiriyor.
Bu endişeleri dile getiren Akel Avrupa Milletvekili Giorgos Georgiou, daha önce de çekincelerini dile getirmiş ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanan güvencelerin yetersiz olduğunu belirtmişti. Georgiou, "Serbest ticaret istiyoruz ama demokratik olarak yapılandırılmış anlaşmalar da istiyoruz" diyerek, uluslararası ticarette şeffaflık ve adil müzakere arzusunu vurguladı. Anlaşmanın geçici olarak uygulanması kararı, bazıları tarafından kalıcılığın habercisi olarak görülüyor; Georgiou'nun "geçici olandan daha kalıcı hiçbir şey yoktur" şeklindeki ironik sözleri de bu endişeyi pekiştiriyor.
Bu anlaşmanın, önemli bir revizyondan geçmeden ilerlemesi halinde, sonuçları tahminlerin ötesinde olabilir. "Vatandaşların temel hakları, özellikle de en savunmasız gruplar için ciddi sonuçlar" doğurabileceği yönünde somut korkular mevcut. Tarım sektöründeki eşitsizliklerin artması ve tüketici refahının etkilenmesi olasılığı, önemli bir tartışma noktası olmaya devam ediyor. Avrupa Adalet Divanı'nın Mercosur anlaşmasının hukuki statüsünü değerlendirdiği bu günlerde, Avrupalı çiftçilerin yükselen sesi, küresel ticaret hedefleri ile yerel sanayileri ve tüketici çıkarlarını koruma zorunluluğu arasındaki karmaşık etkileşimin keskin bir hatırlatıcısı niteliğinde. Önümüzdeki haftalarda AB kurumları üzerinde bu derin endişeleri gidermeleri yönünde baskının artması bekleniyor.