**Lefkoşa, Kıbrıs** – Lefkoşa Kaza Mahkemesi'nden emsal teşkil edecek bir kararla, sığınma talebinde bulunan Mısırlı bir vatandaşın ülkesinden sınır dışı edilmesi geçici olarak durduruldu. Mahkeme, söz konusu kişinin iki küçük çocuğunun en üstün çıkarlarının gözetilmesi gerektiğini belirterek, sınır dışı işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Bu müdahale, göçmenlik denetimi, yasal mahkumiyetler ve temel insan hakları ilkeleri arasındaki hassas dengeyi, özellikle de "geri göndermeme" ilkesini bir kez daha gündeme taşıdı.
2013 yılında çalışma izniyle Kıbrıs'a gelen ve izni süresi dolduktan sonra 2015'ten bu yana ülkesinde kaçak olarak yaşayan mülteci adayı, 2023 yılında kendi küçük çocuğuna karşı işlediği aile içi şiddet ve basit yaralama suçlarından mahkum olmasıyla yasal zemini zayıflamıştı. Bu mahkumiyet, Göç Bakanlığı Müsteşarlığı tarafından "yabancı yasaklı göçmen" ilan edilmesine ve sınır dışı sürecinin başlatılmasına yol açmıştı.
Ancak, mülteci adayı avukatı Natasa Charalambidou, müvekkilinin sınır dışı edilmesinin üç ve altı yaşındaki çocukları için telafisi imkansız zararlar doğuracağını savunarak güçlü bir savunma sergiledi. Avukatın temyiz başvurusu, aile hayatının kutsallığına ve idari işlemlerin her zaman reşit olmayanların refahını önceliklendirmesi gerektiği ilkesine dayanıyordu. Cuma günü açıklanan kararında mahkeme, bu argümanları haklı buldu ve sınır dışı etme yönündeki idari kararın çocukların en yüksek çıkarları açısından potansiyel olarak zararlı olabileceğini kabul etti.
Mahkemenin kararı, "idarenin dosyayı yeniden incelemesi ve her halükarda, çocuk esirgeme hizmetlerinin yardımıyla, küçük çocuklarının en yüksek çıkarları dikkate alınarak geri göndermeme ilkesinin gözetilmesi" gerektiğini açıkça emretti. Bu talimat, mahkemenin karmaşık insani değerlendirmeleri tanıdığını ve anlık yasal ihlalin ötesine geçerek daha geniş toplumsal ve ailevi sonuçları ele aldığını gösteriyor.
Mülteci adayının bu noktaya kadar olan yolculuğu, yasal ve idari engellerle dolu geçti. Çalışma izni yenilemeleri veya iltica başvuruları yoluyla statüsünü yasal zemine oturtma girişimleri sonuçsuz kalsa da, avukatı çalışma izni başvurusu için izin almayı başarmıştı ancak bu fırsat değerlendirilmedi. Aile içi şiddet suçlarından yargılanıp beş aya kadar hapis cezasına çarptırılmasıyla sınır dışı edilmesinin yolu neredeyse kesin görünüyordu.
Ancak mahkemenin kararı, bu tür davaların nasıl ele alınabileceğine dair potansiyel bir değişim sinyali vererek bir soluklanma sağlıyor. Uluslararası mülteci hukukunun temel taşı olan "geri göndermeme" ilkesi, bireylerin zulüm veya ciddi zarar görecekleri ülkelere geri gönderilmesini yasaklamaktadır. Aile içi şiddet suçundan mahkum olması iddiayı karmaşıklaştırsa da, mahkemenin çocukların refahına ve aile bağlarının kopmasının geniş çaplı sonuçlarına odaklanması belirleyici oldu. Eldeki bilgilere göre, mülteci adayının Kıbrıslı eşinin ona "ikinci bir şans" sunduğu ve bunun da mahkemenin aile birimini değerlendirmesinde etkili olmuş olabileceği belirtiliyor.
Çocuk Esirgeme Hizmetleri'nin yeniden inceleme sürecine dahil edilmesi, mahkemenin emrinin kritik bir parçasıdır. Bu, çocukların durumlarının ve aile dinamiklerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesini sağlayarak, idarenin revize edilmiş kararını bilgilendirecek kapsamlı bilgiler sunacaktır. Bu dava, sert göçmenlik politikaları bağlamında bile, yargının kırılgan bireyleri koruma ve insan haklarını gözetmedeki rolünü güçlü bir şekilde hatırlatıyor. İdarenin yeniden değerlendirmesinin sonucu henüz belirsizliğini korurken, mahkemenin müdahalesi masum çocukların refahının soruşturmaların ön saflarında kalmasını şimdiden sağlamış oldu.