**LEFKOŞA, KIBRIS –** Ceza soruşturmalarında önemli yansımaları olacak emsal niteliğinde bir karara imza atan Kıbrıs Yüksek Mahkemesi, kolluk kuvvetlerinin, delil saklandığına dair haklı bir şüphe oluşması halinde banka kiralık kasaları için arama emri alma yetkisine sahip olduğunu net bir şekilde hükmetti. Bu kritik karar, 700 milyon dolarlık uluslararası bir kripto para dolandırıcılığı soruşturmasında polisin önemli delilleri ortaya çıkarma kapasitesini güçlendirerek, bir İsrailli çiftin kiralık kasalarına yönelik arama emirlerini iptal etme girişimini kesin olarak bertaraf etti.
Salı günü açıklanan karar, yaklaşık 2020 yılından bu yana faaliyet gösteren sahte kripto para yatırım ve alım satım platformları aracılığıyla organize edildiği iddia edilen karmaşık bir mali usulsüzlük ağına dayanıyor. Kıbrıs'a iletilen bir Avrupa Araştırma Emri uyarınca hareket eden Fransız makamları, suç planıyla ilgili delilleri barındırdığına inandıkları kiralık kasalara erişim talep etmişti. Başvuruyu yapan İsrailli çift ise, Limasol mahkemesince 22 Ekim 2025'te verilen ilk arama emirlerinin geçerliliğine, kiralık kasalarının önceden izin olmaksızın bu tür müdahalelere kapalı özel alanlar olduğunu savunarak itiraz etmişti.
Ancak Yargıç Elena Efraim başkanlığındaki Yüksek Mahkeme heyeti, polisin soruşturma yetkisini desteklemek için ikna edici gerekçeler buldu. Mahkemenin gerekçesi, bireylerin makul bir suç şüphesinin varlığı halinde yasal incelemeden delilleri gizlemek için kiralık kasaları bir sığınak olarak kullanamayacağını vurguladı. Soruşturma, Kıbrıs, Singapur, Britanya Virjin Adaları ve Hong Kong gibi çeşitli offshore yargı bölgelerinde kayıtlı paravan şirketlerin kullanıldığı sofistike bir operasyonu ortaya çıkardı. Bu şirketlerin, yasa dışı gelirlerin aklanmasında kanal görevi gördüğü iddia ediliyor. Fonların, maaş olarak aktarılması, gayrimenkul alımlarında kullanılması veya karmaşık finansal yapılar aracılığıyla yeniden yönlendirilmesi gibi çeşitli mekanizmalarla gizlendiği bildirildi.
Araştırmacılar, hedef alınan kiralık kasaların temel delillerin potansiyel depolama alanları olduğunu belirterek, akıl almaz miktarda 700 milyon dolarlık kripto para akışını titizlikle izlediler. Bu kasalarda, suçlularla ve dolandırıcılık operasyonlarıyla çürütülemez bağlar sağlayabilecek akıllı telefonlar, tabletler ve gelişmiş internet ekipmanları gibi çeşitli dijital cihazların bulunduğu anlaşıldı. Mahkeme özellikle erkek başvurucunun durumuna işaret ederek, dolandırıcılık yatırım web sitelerinden elde edilen kripto paraların onun hesabına ulaştığını ve önemli miktarda paranın bu hesap üzerinden işlem gördüğünü belirtti. Yargıç Elena Efraim, mahkemenin bulgularını özetleyerek, "Bu delil, başvurucunun genel şemaya katıldığına dair makul bir şüphe doğuruyor, zira dolandırıcılık yatırım web sitelerinden elde edilen kripto paralar hesabına ulaştı ve bu hesap üzerinden oldukça büyük bir meblağ para hareket etti" dedi.
Bu kesin yargı kararı, Kıbrıslı kolluk kuvvetlerini, giderek karmaşıklaşan ulusötesi mali suçlara karışanları takip etme ve yargılama konusunda kritik bir araç sağlayarak önemli ölçüde güçlendiriyor. Karar, Avrupa ve ötesindeki çok sayıda kurbanın çalınan varlıklarının potansiyel olarak geri alınmasını kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda gizlilik haklarının suç delillerini gizlemeyi kapsamadığı ilkesini de pekiştiriyor. Bu devasa kripto para dolandırıcılığına ilişkin soruşturma devam ederken, Yüksek Mahkeme'nin kararı, uluslararası yargı işbirliği ve dijital çağda yasa dışı mali faaliyetlere karşı verilen mücadelede önemli bir zafer olarak kayıtlara geçti.