Kıbrıs, giderek kıymetlenen bir kaynak olan suyun kullanımına yönelik sıkı bir fiyatlandırma politikası uygulamaya koydu. Bu yeni düzenleme, özellikle golf sahalarını derinden etkileyerek, onlara ağır bir mali yük getiriyor. Devlet barajlarından bu eğlence tesislerine yönelik su tedarikinin aşamalı olarak çekilmesi, adanın sınırlı su rezervlerinin korunması ve tüm su kullanıcılarının eşit katkıda bulunması amacıyla başlatıldı. Çevresel zorunluluklar ve Avrupa Birliği'nin olası yaptırımları tehdidiyle şekillenen bu politika değişikliği, golf sahalarını daha pahalı alternatif su kaynaklarına yönlendiriyor.
2005'ten bu yana devam eden bu politika ayarlamasının ardında birden fazla sebep yatıyor. 2017'de kabul edilen ve adanın yeraltı su kaynaklarını korumayı amaçlayan bir yasa, su yönetiminde daha sürdürülebilir bir yaklaşıma olan aciliyeti vurguladı. Sonuç olarak, 2025'teki yeşil vergi reformlarının ardından golf sahalarının su tarifelerinde ciddi bir artış yaşandı. Su Geliştirme Departmanı (WDD), mevcut fiyatlandırma yapısının su kaynağı bakımının gerçek maliyetini yansıttığını ve "suyun artık 'bahşedilmiş ve bedava' olarak görülemeyeceğini" açıkça belirtiyor. Departman kaynakları da bu görüşü destekleyerek, yasanın evrensel uygulanmasının şart olduğunu ve "Yasanın uygulanması evrensel olmalı. Kıbrıs, fiyatlandırma politikasını eşit uygulamadığı takdirde Avrupa yaptırımları riskiyle karşı karşıya kalır" uyarısında bulunuyor.
Golf sahalarına getirilen mali yük, özellikle tarım gibi diğer su yoğun sektörlerle karşılaştırıldığında daha da belirginleşiyor. Özel sondaj kuyularını kullanan çiftçiler metreküp başına sembolik bir ücret öderken (0,01 €), devlet projelerinden su çekenler metreküp başına 0,17 € ödüyor. Golf sahaları ise artık metreküp başına 0,36 €'dan 0,42 €'ya çıkarılan ücretlerle karşı karşıya. Dahası, yeni politikanın önemli bir bileşeni olan "çevresel ve kaynak ücreti" ise bu tesisler için metreküp başına 0,02 €'dan 0,08 €'ya çıkarılarak dört katına ulaştı.
WDD, bazı golf sahalarının yaşadığı yüksek su faturalarını fahiş tarifelerden ziyade, çektikleri suyun hacmine bağlıyor. Departman, özellikle yeraltı akiferlerinden yapılan yoğun tüketimin bu maliyetlerin ana itici gücü olduğunu savunarak, yüksek faturalarla ilgili şikayetlere yanıt veriyor. Bu artan inceleme ve mali baskı, başta Paphos bölgesinde bulunan Minthis Hills, Elea Estate, Limassol Greens, Aphrodite Hills ve Secret Valley gibi önde gelen tesisler olmak üzere golf sahası işletmecileri için stratejik bir dönüşümü zorunlu kılıyor.
Mayıs 2026'ya kadar devlet barajlarından tüm golf sahalarına su tedariki kalıcı olarak kesilecek. Bu yaklaşan son tarih, bu tesisleri geri dönüştürülmüş atık su veya tuzdan arındırılmış su gibi alternatif su kaynaklarına geçişlerini hızlandırmaya mecbur bırakıyor. Bu çözümler operasyonlarını sürdürmeleri için bir yol sunsa da, kaçınılmaz olarak daha yüksek işletme giderleri getiriyor. Bu politikanın uzun vadeli sonuçları, Kıbrıs'taki golf turizminin ekonomik modelinde bir yeniden düzenleme anlamına geliyor ve su maliyetleri bu tür girişimlerin genel fizibilitesinde daha önemli bir faktör haline geliyor. Adanın sürdürülebilir su yönetimi taahhüdü, vazgeçilmez olsa da, tartışmasız bir şekilde premium eğlence sektörünün çehresini değiştiriyor.