Kıbrıs'ın eşsiz doğal ve tarihi zenginlikleri, ne yazık ki son zamanlarda artan çevresel kaygılarla gölgeleniyor. Bir yanda tarihi Troodos Dağları'nda koruma altındaki alanlarda ağaç kesimi iddiaları, diğer yanda Akamas Yarımadası'nda arkeolojik keşiflerin yol yapım çalışmalarıyla gündeme gelmesi, "koruma" kavramının sınırlarını yeniden sorgulatıyor.
Troodos'ta, Pedoulas ve Prodromos köyleri arasında kalan bir alanda, yaklaşık otuz yıllık olduğu tahmin edilen on ila yirmi civarında karaçam ağacının özel bir yüklenici tarafından ocak ayında kesildiği iddiaları ortalığı karıştırdı. İddialara göre, bu kesim sırasında Orman Dairesi'ne ait resmi araçların ve eski bir daire müdürüne ait bir aracın da olay yerinde bulunması, "işin içinde bir bit yeniği mi var?" sorusunu akıllara getirdi. Koruma altındaki Natura 2000 bölgesinde, zorunlu çevresel izinlerin alınıp alınmadığına dair ciddi şüpheler mevcut. Volt Milletvekili Alexandra Attalides'in de vurguladığı gibi, "Buradaki mesele sadece çevresel değil, aynı zamanda kurumsal güvenilirlik ve tarafsızlık meselesidir."
Diğer yanda, Akamas Yarımadası'nda ise adeta bir zaman yolculuğu yaşanıyor. 2024'te Drouseia-Skloinikia bölgesinde yapılan jeofiziksel çalışmalar ve 2025'teki kazılar, yaklaşık 12.000 ila 8.000 yıl öncesine, yani Pleistosen sonu ve Holosen başına tarihlenen önemli taş alet koleksiyonlarını ortaya çıkardı. Lefkoşa Üniversitesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden arkeologların ve uluslararası öğrencilerin ortak çalışmasıyla gün yüzüne çıkan bu bulgular, erken dönem kıyı prehistoryası ve yerleşim örüntüleri hakkında paha biçilmez bilgiler sunuyor. Arkeologlar, bulguların adanın ilk yerleşimlerine ışık tuttuğunu belirtirken, Antikiteler Dairesi de "Etkileyici buluntu topluluğu, Skloinikia sakinlerinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bize ilk bilgileri sağlıyor" açıklamasında bulundu.
Ancak Akamas'ın bu tarihi zenginlikleri, yarımadadaki yoğun altyapı çalışmaları nedeniyle geri planda kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Akamas'ın Dostları adlı çevreci grup, Akamas Milli Parkı içindeki yol yapım çalışmalarına, özellikle Loutra ile Fontana Amorosa arasındaki kuzey orman yolu ve Aspros Potamos, Lara, Toxeutra'yı birbirine bağlayan batı yol ağına dair derin endişelerini dile getiriyor. Grubun itirazı, bu çalışmaların hassas Natura 2000 bölgesine daha fazla zarar verdiği, gerçek koruma önceliklerinden kaynakları uzaklaştırdığı ve ekolojik koruma dışında başka motivasyonlara hizmet edebileceği yönünde. Belirli yolların iyileştirilmesinin, kısıtlamaların en üst düzeyde olması gereken alanlara özel araç erişimini artırdığı savunuluyor. Orman Dairesi, orman yolu projelerinde incelemeler ve yeniden tasarımlar yaparken, park korucusu pozisyonları için de ilan yayımlaması, "bir elin nesi var, iki elin sesi var" atasözünü akla getiriyor; zira bir yandan gelişim, diğer yandan koruma çabaları bir arada yürüyor. Bu yol çalışmalarının bölgenin ekolojik değerini baltalama potansiyeli ve mevcut yönetim stratejilerinin etkinliği konusundaki sorular, Akamas Yarımadası'nın geleceğine dair kara bir gölge düşürüyor.