Yaz ayları kapıyı çalarken, Kıbrıs'ı endişe verici bir olasılık bekliyor: Su kıtlığı ve olası su kesintileri. Adanın su rezervlerindeki azalma ve talebin giderek artması, bu senaryoyu daha da olası kılıyor. Yetkililer, 2026 yılı için ayrılan su miktarının 2024 yılı seviyelerinde kalacağını, bunun da adanın gerçek ihtiyacının yaklaşık %10 altında olduğunu doğruladı. Bu açık, mevcut su durumunun ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor ve rezervleri titizlikle yönetmek ve yaygın kısıtlamaların riskini azaltmakla görevli özel bir çalışma grubunun kurulmasına yol açtı.
Hükümetin artan su açığını giderme stratejisi, çok yönlü bir yaklaşımı içeriyor. Bunlardan biri de su tüketimine uygulanan çevre vergisinin devamı. 2020'den bu yana kademeli olarak uygulanan bu vergi, özellikle büyük su kullanıcılarını hedef alıyor. Ancak bu verginin uygulanması, tarım sektörü içinde ciddi bir huzursuzluğa neden oldu. Tarım komiteleri ve çiftçi sendikalarının temsilcileri, resmi sulama projelerinden yararlanamayan üreticiler üzerindeki mali baskı konusunda derin endişelerini dile getirdi.
Özellikle özel sondaj kuyularından çekilen su için geriye dönük ücretlendirme konusu, önemli bir tartışma noktası haline geldi. 2017 yılında yürürlüğe giren bir yasa, bu verginin yolunu açtı ve bazı çiftçiler şimdi uzun süreler boyunca kullandıkları su için önemli meblağları geriye dönük olarak ödemek zorunda kalıyor. Kıbrıs Pan-Tarım Birliği (PEK) Onursal Başkanı Michalis Lytras, bu geriye dönük taleplerin potansiyel olarak yıkıcı etkisine dikkat çekti. Lytras, "Bir çiftçi, örneğin 100 avro ödenmesi gereken suyu tükettiğinde ve 10 yıl sonra 1000 avro talep edildiğinde, geri ödeme imkanı olmayabilir," dedi. Çiftçilerin, su tükettikleri zamanki maliyetleri karşılayabilmiş olsalar bile, mevcut ekonomik koşulların on kat artışın yönetilemez hale getirebileceğini belirtti. Bazı çiftçilerin bu faturalar için bekleme süresinin uzunluğu – bazı durumlarda dokuz yıla kadar – finansal şoku daha da artırıyor.
Tarım Bakanlığı Genel Müdürü Andreas Gregoriou, gereken hassas dengeyi kabul etti. 2026 su tahsisinin 2024 seviyelerinde tutulması kararının, ihtiyatlı rezerv yönetimi amaçlı stratejik bir karar olduğunu doğruladı. Su Geliştirme Dairesi ve Bölge Yerel Yönetim Organizasyonları temsilcilerinden oluşan yeni kurulan çalışma grubu, bu çabada kilit bir rol oynaması bekleniyor. Görevleri, su seviyelerini dikkatle izlemek ve adil dağılımı sağlamak için önlemler uygulamak, böylece sert su kesintileri gerekliliğinden kaçınmaya çalışmaktır. Ancak tarım topluluğu tedirginliğini koruyor. Birçok çiftçi, çevre vergisinin, özellikle geriye dönük olarak ve sübvansiyonlu sulama altyapısından yararlanmadan uygulandığında, orantısız bir yük getirdiğini savunuyor. Ayrıca, özel sondaj kuyularından su çekilmesine ilişkin düzenlemelerin uygulanmasındaki potansiyel idari gözden kaçırmalar veya hatalar hakkında soruşturmalar da devam ediyor, bu da bu geriye dönük ücretlerin bazılarının yeniden gözden geçirilebileceğini gösteriyor. Yetkililer ve tarım sektörü arasındaki devam eden diyalog, Kıbrıs'ın artan çevresel baskılar ve rekabetçi talepler karşısında su geleceğini güvence altına alma konusundaki karmaşık zorlukla başa çıkarken hayati önem taşıyor. Önümüzdeki aylar, mevcut su yönetimi stratejilerinin etkinliği ve hükümetin tarımsal üreticilerinin meşru endişelerini giderme yeteneği için kritik bir test olacak.