Amerika Birleşik Devletleri'nde göçmenlik uygulamalarına yönelik operasyonlar, özellikle Minneapolis ve Chicago gibi şehirlerde, büyük tepkilere ve hukuki mücadelelere yol açtı. Trump yönetiminin öncülüğünde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ve Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) tarafından yürütülen bu çok yönlü federal hamle, tartışmalı taktikler, Amerikan vatandaşlarının trajik ölümleri ve federal bir yargıcın motivasyonları sert bir dille eleştirmesiyle dikkat çekiyor.
Minneapolis'te yaklaşık 3.000 federal göçmenlik ajanının konuşlandırılması, "federal göçmenlik uygulamaları tarihindeki en büyük operasyon" olarak nitelendirildi. Federal ajanların iki Amerikan vatandaşını öldürmesinin ardından gelen bu operasyon, eyalet ve yerel yetkililer tarafından eyaletin egemenliğinin ihlal edildiği gerekçesiyle dava açılmasına neden oldu. Bu endişelere rağmen, federal yargıç operasyonu durdurma talebini reddetti. Yargıç, ırksal profilleme ve aşırı güç kullanımı gibi potansiyel suiistimal delilleri olduğunu kabul etse de, operasyonun kendisinin yasa dışı olduğuna hükmetmek için yeterli zemin bulamadı. Ancak yargıç, bu eylemlerin ardındaki "sınırsız güce duyulan hileli bir iştah" ve "zulmün dayatılması"nı da gizlemedi.
Chicago'da ise "Operation Midway Blitz" adı verilen paralel bir operasyon, "suçlu yasa dışı göçmenler" olarak tanımlanan kişileri hedef aldı. Little Village gibi mahallelerde, yüzleri kar maskeli ve tüfekli ajanların arama yaptığı görüldü. Silahlı federal görevlilerin bu denli görünür olması, topluluklarda belirgin bir korku yarattı ve sakinlerin evlerinden çıkmaması nedeniyle yerel işletmelerde gözle görülür bir düşüşe neden oldu.
Bu yoğunlaşan uygulamaların insani bedeli ise oldukça ağır oldu. Bu operasyonlar sırasında federal göçmenlik ajanları tarafından öldürülen Amerikan vatandaşları Renee Good ve Alex Pretti'nin trajik ölümleri, karanlık bir gölge düşürdü. ABD Adalet Bakanlığı, Alex Pretti'nin ölümüyle ilgili bir sivil haklar soruşturması başlattı.
Teksas'ta bir federal yargıcın, beş yaşındaki bir çocuk ve babasının ICE gözaltından serbest bırakılması yönündeki kararı da endişeleri artırdı. Bölge Yargıcı Fred Biery, hükümetin eylemlerini sert bir dille eleştirerek, çocuğun gözaltına alınmasını "günlük sınır dışı etme kotalarının kötü tasarlanmış ve beceriksizce uygulanan peşinde koşulması"na bağladı ve bunun çocukları travmatize etmek pahasına yapıldığını belirtti. Bu olay ve Minneapolis'teki Columbia Heights Kamu Okulları bölgesinden en az dört öğrencinin göçmenlik yetkililerince gözaltına alınması, daha geniş çaplı göçmenlik baskısının güçlü bir sembolü haline geldi.
Beyaz Saray politika danışmanı Stephen Miller'ın belirttiği gibi, günde 3.000 tutuklama hedefinin bu tür tartışmalı operasyonların merkezinde yer aldığı görülüyor. Artan uygulamalar, sivil kayıplar ve yargıdan gelen uyarılar, hesap verebilirlik çağrılarını ve yönetimin göçmenlik politikalarının yeniden değerlendirilmesi taleplerini güçlendiriyor. Bu durum, ulus genelindeki bireyler ve topluluklar üzerindeki derin ve çoğu zaman yürek burkan sonuçları gözler önüne seriyor.