Kıbrıs'ın gözbebeği sahil kenti Limasol, son verilerle birlikte acı bir gerçeği yüzüne vuruyor: Ada'nın en pahalı şehir merkezi haline gelmiş durumda. 2025 yılına ait Numbeo verileri, yabancı şirketlerin ve onların yüksek maaşlı çalışanlarının yarattığı bu durumun, yerel halk için ciddi bir barınma krizi yarattığını gözler önüne seriyor. Peki, adanın mevcut ekonomik rotası uzun vadede sürdürülebilir mi?
Uluslararası yatırımın çekim merkezi haline gelen Limasol, başarısının beklenmedik sonuçlarıyla boğuşuyor. Yabancı girişimlerin ve göçmen işgücünün yoğunlaşması, konut talebini patlatarak kira ve satış fiyatlarını astronomik seviyelere çıkardı. Sonuç olarak, yerel maaşlarla geçinen vatandaşların şehir içinde insana yakışır bir barınma bulması neredeyse imkansız hale geldi. Bu durum, kent sakinlerini daha uygun fiyatlı köylere yöneltirken, şehrin köklü toplumsal dokusunu da inceltme riski taşıyor.
Konut piyasasındaki bu fırtına, turizm ve yabancı sermaye çekme çabalarının ulusal kaynaklar üzerindeki baskısını da artırıyor. Özellikle su kaynakları, artan nüfus ve rekor düzeydeki turist akınıyla birlikte kırılgan bir hale gelmiş durumda. Kıbrıs Elektrik Kurumu (EAC) da, özellikle yaz aylarında artan enerji talebini karşılamakta zorlanıyor. Büyük ölçekli enerji üretiminin getirdiği risklerle birlikte artan talep, ülkenin enerji altyapısının istikrarını ve dayanıklılığını sorgulatıyor.
Mevcut ekonomik tablo, gelir adaletsizliğinin derinleştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Limasol'da ortalama aylık maaş 2.500 Euro civarındayken, şehir merkezindeki tek odalı bir dairenin kirası yaklaşık 1.338 Euro. Bu rakam, hane gelirinin önemli bir kısmını barınmaya ayırmak anlamına geliyor. Buna karşılık, başkent Lefkoşa'da benzer bir dairenin kirası yarı yarıya (664 Euro) daha uygun. Metrekare başına düşen konut satış fiyatları da Limasol'da 4.500 Euro'yu aşarken, Lefkoşa'da bu rakam 2.710 Euro. Bu uçurum, halkın gelir düzeyi ile temel yaşam giderleri arasındaki makasın giderek açıldığını gösteriyor.
Turizmi genişletmeye ve sınırsız yabancı sermaye çekmeye dayalı mevcut ekonomik model, artık mercek altına alınmış durumda. Uzmanlar ve yerel paydaşlar, kısa vadeli ekonomik kazançlar sağlasa da bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını dile getiriyor. Altyapı üzerindeki baskı, artan toplumsal bölünme ve çevresel zorluklar, önceliklerin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Kapsayıcı büyümeyi teşvik eden ve ulusal kaynakları koruyan daha dengeli bir yaklaşım, Kıbrıs'ın gelecekteki zorlukların üstesinden gelmesi ve tüm sakinleri için refahı güvence altına alması açısından giderek daha acil bir ihtiyaç haline geliyor.