Kıbrıs, kış yağışlarındaki açık ve barajlardaki kritik derecede düşük su seviyeleri nedeniyle kurak bir geleceğe hazırlanıyor. Ada ülkesi, içme suyu ihtiyacını karşılamak için deniz suyunu arıtmaya (desalinasyon) yönelirken, bu durum tarım sektörünü derinden sarsıyor ve kıyı topluluklarında çevresel endişeleri körüklüyor.
Hükümetin 2026 yılı için su önlemlerine ayırdığı 196 milyon Avro'luk bütçenin büyük bir kısmı, yani 140 milyon Avro, arıtılmış su alımına tahsis edilmiş durumda. Yaz aylarına kadar işleyen desalinasyon ünitesi sayısını dokuzdan on ikiye çıkarma planları yapılıyor. Akdeniz'den çekilen deniz suyunu arıtma konusundaki bu yoğunlaşma, adanın içme suyu talebinin yaklaşık yüzde 70'ini karşılamayı hedefliyor.
Ancak, yapay su üretimine bu zorunlu geçiş, Kıbrıs tarımı için ağır bir bedel getiriyor. Çiftçiler, su tahsislerinde yüzde 30'luk bir kesintiyle karşı karşıya. Bu durum, özellikle meyve ve zeytin ağaçları gibi kalıcı ürünlerin geri dönülmez bir şekilde zarar görmesi riskini taşıyor. Ziraat Odası Başkanı Kyriakos Kailas'ın da belirttiği gibi, çiftçilerin sondaj gibi alternatif yollarla temin edeceği suyun fiyatı katlanarak artacak ve tüketiciye yansıyacak.
Bu olumsuz tablo, hayvancılık sektörünü de etkiliyor. Hayvan yemi için temel olan kaba yem yetiştirme imkanları sekteye uğruyor. Bu gelişme, Kıbrıs'ın ihracat pazarının temel taşlarından biri olan hellimin (P.D.O. helloumi) üretimi için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Kailas'ın, önleyici tedbirlerin on yıl önce alınması gerektiği yönündeki çağrısı, su yönetimi konusunda kaçırılan fırsatlara işaret ediyor.
Krizin karmaşıklığına bir başka boyut ise Larnaka'nın doğusundaki Mazotos köyünde önerilen mobil desalinasyon ünitesi etrafındaki tartışmalar. Bölge sakinleri ve yerel meclis, özellikle koruma altındaki Posidonia oceanica çayırları ve resifler gibi hassas deniz ekosistemlerine verilebilecek potansiyel geri dönüşü olmayan zararlar nedeniyle ciddi çevresel itirazlarda bulunuyor. Bu durum, hükümetin acil su çözümleri arayışı ile ekolojik açıdan değerli alanların korunması gerekliliği arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
Kıbrıs bu zorlu dönemi atlatmaya çalışırken, 2025 yazında tarımdaki kesintilerin yanı sıra, hane halkı su kısıtlamalarının da yüzde 10 civarında olması bekleniyor. Önümüzdeki aylar, adanın su kıtlığının ve gelecekteki su temini için yapılan karmaşık fedakarlıkların derin sonuçlarıyla boğuşurken, hem Kıbrıs ekonomisinin hem de doğal çevresinin dayanıklılığını sınayacaktır.