Honduraslı seçmenler, bu Cumartesi günü genel seçimler için sandık başına gitti. Ancak bu demokratik süreç, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın son dakikada yaptığı çarpıcı bir müdahalenin gölgesinde kaldı. Seçim arifesinde Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamalarla, ABD'nin gelecekteki mali yardımlarını, kendi tercih ettiği adayın zaferine bağladı ve mahkum eski bir Honduras devlet başkanı için olası bir af sinyali vererek, zaten kıran kırana geçen seçim yarışına istikrarsızlaştırıcı bir dış unsur enjekte etti. Sonuç, yalnızca ülkenin siyasi rotasını belirlemekle kalmayacak, kuzeydeki güçlü müttefikiyle olan karmaşık ilişkisini de yeniden tanımlayacak.
Seçim, anayasa gereği yeniden aday olamayan solcu Devlet Başkanı Xiomara Castro'nun halefini belirlemek için yapıldı ve üçlü bir mücadeleye sahne oldu. Adaylar, ülkenin derin siyasi kırılmalarını temsil ediyordu: Castro'nun iktidardaki Libre partisinden Rixi Moncada, Liberal Parti'nin merkezci adayı Salvador Nasralla ve sağcı Ulusal Parti'nin adayı Nasry "Tito" Asfura. Seçim öncesi anketler, Nasralla'nın bazı araştırmalarda küçük bir öne geçtiğini göstererek, yarışın nefes kesici derecede dengeli olduğunu ortaya koyuyordu.
Seçimin son saatleri, Trump'ın açıklamalarıyla aniden farklı bir boyut kazandı. Trump, ABD yardımlarının devamını açıkça Asfura'nın başarısına bağlayarak, "Eğer o kazanmazsa, Amerika Birleşik Devletleri boşa para harcamaya devam etmeyecek" ifadesini kullandı. Aynı anda, ABD'de uyuşturucu kaçakçılığından 45 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Ulusal Partili Devlet Başkanı Juan Orlando Hernández için af çıkarmayı planladığını duyurdu. Bu açıklamalar, rakibi Moncada tarafından sert bir dille kınandı ve "tamamen müdahaleci" olarak nitelendirildi.
Seçim günü oy verme işlemlerinin genellikle sakin geçtiği bildirilse de, bazı bölgelerdeki küçük çaplı lojistik aksaklıklar oy süresinin bir saat uzatılmasına neden oldu. Ancak siyasi atmosfer oldukça gergindi. İktidardaki Libre partisi, olası bir ihtilafı öngörür gibi, yalnızca fiziki oy pusulalarının resmi sayımını tanıyacağını açıklayarak, ön elektronik sonuçlara karşı temkinli olduğunu gösterdi. Bu tutum, sandıklar kapandıktan sonra ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların ve alttaki gerilimin işaretiydi.
Bu seçim sürecinin etkileri oldukça derin. Trump'ın hamleleri, ABD'nin siyasi ve mali desteği ile belirli bir seçim sonucu arasında doğrudan bir bağ kurdu. Eleştirmenlere göre bu durum, Honduras'ın egemenliğini ve demokratik kurumlarının bütünlüğünü zedeliyor. Hernández için verilen af söylentisi ise işin tuzu biberi oldu; ülkeyi uzun süredir meşgul eden yolsuzluk ve narko-siyasetin sembol isimlerinden birini ödüllendirmek anlamına geliyor. Ülke nihai sonuçları beklerken, yeni yönetimin karşılaşacağı ilk zorluk, hayati önemdeki yardımların ipotek altına alındığı ve siyasi sadakate bağlı hale geldiği ABD ile ilişkileri yönetmek olacak. Honduras'taki bu seçim, böylece yalnızca iç politikaya değil, aynı zamanda giderek daha "iş odaklı" hale gelen kuzeyli komşuya karşı takınılacak tavra dair bir referanduma dönüştü.