Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Friday, January 30, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Avrupa'nın Savunma Ufku: İşbirliği, Hukuk ve Stratejik Özerklik

**Brüksel/Lefkoşa** – Küresel dinamiklerin hızla değiştiği ve stratejik dengelerin yeniden şekillendiği bu çalkantılı dönemde, Avrupa Birliği liderleri, kıtanın hem kendi içindeki uyumunu hem de dış güvenlik endişelerini yönetirken, işbirliği ve hukukun üstünlüğünün vazgeçilmezliğini vurguluyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kıbrıs'ın dönem başkanlığı devraldığı törende yaptığı konuşmada, çatışmacı yaklaşımlar yerine ortak çözümlerin önceliklendirildiği bir vizyon çizdi. Bu vizyonunda, Birliğin temel prensipleri ile egemenlik kavramı arasında paralellikler kurarken, Kıbrıs'ın birleşme özlemi ve Grönland örneğine atıfta bulundu.

Son zamanlarda yaşananlar, transatlantik ittifaktaki karmaşık bağımlılıkları gözler önüne sererken, Avrupa'nın savunma yeteneklerini güçlendirmesi ve NATO içinde daha belirgin bir rol üstlenmesi gerektiği yönündeki çağrıları artırdı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bu stratejik dönüşümün en ateşli savunucularından biri oldu. ABD'nin küresel odağındaki değişimler göz önüne alındığında, NATO'yu "daha Avrupalı" hale getirme gerekliliğini dile getiren Kallas, ABD-Avrupa ilişkilerindeki "tektonik kayma" olarak nitelendirdiği durumun, geçmişte yaşanan öngörülemezliklere işaret ettiğini ve "hiçbir büyük gücün hayatta kalmasını dışarıdan temin edip de hayatta kalmadığı" gerçeğini hatırlattığını belirtti.

Avrupa'nın savunma duruşunun yeniden değerlendirilmesi, kısmen stratejik çıkar farklılıklarının kamuoyuna yansımasıyla da tetiklendi. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın, Danimarka Krallığı içinde yarı özerk statüye sahip stratejik öneme haiz Grönland'ı satın alma ilgisi, Avrupalı müttefiklerle ciddi sürtüşmelere yol açtı. Uluslararası zirvelerin kulislerinde yer alan bu konudaki görüşmeler, önceliklerde potansiyel bir kopukluğu ortaya koydu ve yerleşik ortaklıkların istikrarına dair endişeleri artırdı. Artan jeopolitik önemiyle Arktik bölgesi, bu tartışmaların merkezinde yer alarak, bölgesel güvenlik konusunda birleşik bir Avrupa yaklaşımının gerekliliğini gözler önüne serdi.

Tüm bu gelişmelerin ortasında, Kıbrıs, 2012'den bu yana ilk kez AB Konseyi'ne altı aylık bir dönem için başkanlık ediyor. Brüksel'de çalışma programını sunan Akdeniz adası ülkesinin, başkanlığı süresince çeşitli önemli girişimleri desteklemesi bekleniyor. Ada'nın barışçıl çözüm ve birleşme olasılıklarının ilerletilmesi, 2026'nın yeni bir ivme kazanmak için potansiyel bir hedef yıl olarak belirlenmesiyle birlikte, dikkat çeken bir odak noktası olacak. Ayrıca, AB'nin Ukrayna ve Moldova'nın geleceğine olan bağlılığı sarsılmazlığını koruyor; liderler "özgür ve refah içinde bir Ukrayna ile birleşmiş ve refah içinde bir Moldova'nın AB'de yerinin olduğunu" vurguluyor. Bu bağlılık, Birliğin daha büyük iç rekabet gücü ve stratejik özerklik yaratma hedefiyle iç içe geçmiş durumda ve böylece değişken küresel manzarada dayanıklılığını artıracaktır.

2025 yılı, AB için "zorlu bir yıl" olarak ima ediliyor, bu da dış baskılar ve iç ayarlamaların birleşiminin güçlü bir liderlik ve birleşik bir stratejik yön gerektireceğini gösteriyor. Avrupa bu karmaşık akıntılar arasında yol alırken, işbirliği, yasal çerçeveler ve güçlendirilmiş savunma yeteneklerine yapılan vurgu, önümüzdeki yıllarda AB'nin geleceğini şekillendirecek gibi görünüyor; daha bağımsız ve etkili bir küresel konuma ulaşmayı hedefliyor.

← Back to Headlines