İsrail-Filistin çatışması, bu hafta Gazze Şeridi'nden İsrail iç siyasetine, Suriye sınırına uzanan bir dizi askeri ve siyasi gelişmeyle yeni ve karmaşık bir evreye girdi. İsrail ordusunun Gazze'nin güneyindeki yeraltı tünellerine yönelik taarruzu sürerken, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yolsuzluk davalarından kurtulmak için cumhurbaşkanından af talebi, ülkede siyasi bir fırtına kopararak içerdeki gerilimi tırmandırdı.
**Rafah'ta Yer Altı Savaşı ve Ağır Kayıp İddiaları**
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), son operasyonların odağını Rafah bölgesine kaydırdı. Son yedi günde kırktan fazla Filistinli savaşçının etkisiz hale getirildiği ve onlarca tünel girişinin imha edildiği açıklandı. Hamas Sözcüsü Husam Badran ise, gruplarına ait altmış ile seksen arasında savaşçının bu yeraltı geçitlerinde kuşatma altında olduğunu ileri sürdü. Badran, "Rafah'taki savaşçılarımız teslim olmayı veya silahlarını işgalciye (İsrail'e) teslim etmeyi kabul edemez" açıklamasını yaptı. Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığı, çatışmalardaki toplam can kaybının 70.000'i aştığını duyurdu. Bu rakam, İsrail'in itirazlarına rağmen uluslararası kuruluşlar tarafından genellikle güvenilir kabul ediliyor. Han Yunus'ta ise, bir güvenlik perimetresini ihlal ettikleri iddia edilen iki kişi, İsrail insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybetti.
**Netanyahu'nun Af Çıkışı: İç Siyaset Alevlendi**
Askeri operasyonlar sürerken, Başbakan Netanyahu'nun attığı bir siyasi gol, İsrail'de bardağı taşıran son damla oldu. Devam eden yolsuzluk davalarından kurtulmak için Cumhurbaşkanı İshak Herzog'tan tam bir af talebinde bulunan Netanyahu, eleştirilerin hedefi haline geldi. Muhalifler, bu hamleyi yargısal hesap verebilirlikten kaçınmanın benzeri görülmemiş bir girişimi olarak nitelendirdi. Pazar günü Tel Aviv'de cumhurbaşkanlığı konutu önünde toplanan yüzlerce protestocu, devletin hukuk kurumlarının bağımsızlığına yönelik derin endişeleri haykırdı. Önde gelen aktivist Şikma Bressler, "O, bu ülkeyi nasıl parçaladığının bedelini ödemeden, hiçbir sorumluluk almadan, davasının tamamen ortadan kalkmasını istiyor" diyerek tepki gösterdi. Bu siyasi manevra, Netanyahu'nun zaten sallantıdaki koalisyon hükümetini daha da istikrarsızlaştırma tehdidi taşıyor.
**Suriye Sınırında Gerilim Tırmanışı**
Çatışmanın bir diğer cephesi de İsrail'in kuzeyinde, Suriye sınırında patlak verdi. Cuma günü şafak öncesi, 55. Yedek Tugay birimleri, Şam yakınlarındaki Beyt Jinn kasabasına bir kara harekatı düzenledi. IDF, operasyonun Jamaa al-Islamiya grubuyla bağlantılı olduğu ve güvenlik tehdidi oluşturduğu iddia edilen üç Suriyeliyi yakalamak amacıyla yapıldığını açıkladı. Baskın, yerel halkla silahlı çatışmalara ve ardından İsrail hava bombardımanlarına yol açtı. Suriye kaynakları en az on üç kişinin, aralarında iki çocuğun da bulunduğu can kaybı yaşandığını bildirirken, altı İsrail askerinin de yaralandığı belirtildi. Bu olay, sınır ötesi çatışmalarda kayda değer bir tırmanışa işaret ediyor.
**Çoklu Kriz ve Belirsiz Gelecek**
Bu paralel gelişmeler, çatışmanın birden fazla cephede derinleştiğini gözler önüne seriyor. Askeri açıdan Gazze'deki tünel altyapısına odaklanılması, ağır insani sonuçları olan karmaşık ve uzun bir kentsel savaş evresine işaret ediyor. Siyasi açıdan Netanyahu'nun af kumarı, İsrail toplumundaki derin çatlakları su yüzüne çıkararak, ulusal güvenlik krizi sırasında yönetişimi zaafa uğratma riski taşıyor. Suriye topraklarına operasyonların genişlemesi ise bölgesel aktörlerin daha fazla dahil olma tehlikesini beraberinde getiriyor. Tüm bu olaylar, askeri harekatlar şiddetlenirken ve iç siyasi birlik erirken, net bir çıkış yolu olmayan, giderek kötüleşen bir seyri işaret ediyor.