**LEFKOŞA** – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) siyaset, mevcut 'Meclis Başkanı' Ziya Öztürkler hakkında ortaya atılan ciddi iddialarla sarsıldı. Öztürkler'in, siyasi bağlantılarına sahte üniversite diplomaları düzenlenmesi için üniversite yetkililerini baskı altına aldığı yönündeki resmi şikayet üzerine polis tarafından soruşturulduğu bildiriliyor. Ortaya çıkan skandal, Öztürkler'in istifası yönündeki çağrıları yoğunlaştırırken, yasama organının itibarına gölge düşürüyor.
Şikayeti yapan ve KKTC tarafının eski başmüzakerecisi olan Kudret Özersay, Öztürkler'in, parliamentary dokunulmazlığın arkasına sığınmayacağını açıkça ifade ettiğini hatırlatarak, polisin herhangi bir ifade talebine gönüllü olarak uyacağını düşündüğünü belirtti. Özersay, parliamentary imtiyazların, seçilmiş bir yetkilinin ifade vermesini veya kolluk kuvvetleriyle ilgili bilgileri paylaşmasını engellemediğini vurguladı.
Suçlamaların ciddiyeti, Öztürkler'in kritik görevinden ayrılması yönündeki taleplerde büyük bir artışa neden oldu. Muhalefetteki CTP partisinin milletvekillerinden Urun Solyalı, Meclis Başkanı'nı görevinden ayrılmaya çağıranlardan biri. Solyalı, siyasetin içinde bulunduğu kritik anı dile getirerek, soruşturmacı makamların bir suç işlenmesi odağı ile bir kişinin bu kadar yüksek profilli bir makamı bu iddialar gölgesinde yürütme ehliyetini sorgulayan siyasi zorunluluğu yan yana koydu. Bu skandalın olası sonuçlarının, parlamentonun ve daha geniş demokratik sürecin itibarını zedeleyebileceği düşünülüyor.
Bununla paralel olarak, KKTC lideri Tufan Erhürman, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Holguin'in talebi üzerine, Rum lider Nikos Hristodulidis ile bir araya geldi. Erhürman, görüşmeyi "faydalı ancak çok verimli olmayan" olarak nitelendirse de, temel amacın iki taraf arasında daha fazla karşılıklı anlayış geliştirmek olduğu belirtildi. Görüşmeler sırasında Erhürman, Hristodulidis tarafından önerilen güven artırıcı önlemlere ilişkin KKTC perspektifini aktardı ve bu tür girişimler için mevcut ortamın istenen etkinlik düzeyine ulaşmadığından yakındı.
Erhürman ayrıca Holguin'e, görüşmeler için önerilen 5+1 formatının şu anda anlamsız görüldüğünü bildirdi. Hristodulidis'in beş maddelik önerisinin, geçiş noktalarıyla ilgili küçük bir değişiklik dışında, büyük ölçüde daha önce tartışılan noktaları tekrarladığını ifade etti. Erhürman ise buna karşılık kendi dört maddelik bir metodoloji sundu. Siyasi eşitliğin nominal olarak kabul edildiğini, ancak "etkin katılım" ve "dönüşümlü başkanlık" gibi kritik unsurların henüz kesin olarak ele alınmadığını vurguladı. Erhürman, Türk Kıbrıslıları dönemsel bir mekanizma olmaksızın daimi olarak başkanlıktan dışlayan herhangi bir çerçevenin temelden kabul edilemez olduğunu kesin bir dille ifade etti. Bu metodolojinin net bir şekilde kabul edilmesinin, yakınlaşma ve belirli bir zaman çizelgesinin dikkate alınmasıyla birlikte, resmi müzakerelerin başlaması için temel ön şartlar olduğunu belirtti.
Bu son görüşme, üç ay içinde üçüncü üst düzey temas oldu. Erhürman, Lefkoşa'da günlük yaşamı kolaylaştıran konularda ilerleme kaydedilebileceğini öne sürdü. Ayrıca, gelecekteki liderler görüşmelerinin BM aracılığı olmadan devam edebileceğini önerdi; bu öneri Hristodulidis tarafından olumlu karşılandı. Bu doğrudan formatta bir sonraki toplantının yaklaşık iki hafta içinde yapılması bekleniyor, bu da devam eden zorluklar arasında süregelen diyalog için potansiyel bir yol sunuyor.