Ukrayna-Rusya savaşı, yeni ve karmaşık bir evreye girdi. Cephedeki çatışmalar sürerken, hem diplomasi masaları hem de uluslararası sular, savaşın gidişatını belirleyecek hamlelere sahne oluyor. Kiev yönetimi, bir yandan ABD destekli kapsamlı bir barış planını müzakere ederken, diğer yandan Rusya’nın savaş ekonomisinin can damarına uzanan cesur bir deniz harekâtı başlattı.
Diplomasi cephesindeki en önemli gelişme, pazar günü Florida’da yaşandı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ukrayna’nın yeni baş müzakerecisi Rustem Umerov başkanlığındaki bir heyetle bir araya geldi. Görüşmeler, daha önce Cenevre’de başlayan ve son dönemde basına sızdırılan bir ABD barış planını temel alan “çok yönlü ve karmaşık” müzakereler olarak tanımlandı.
Rubio, müzakerelerin sadece çatışmaları durdurmakla kalmayıp, “Ukrayna’nın uzun vadeli refahını tesis edecek şartları” da içerdiğini vurguladı. Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri de olan Umerov ise odak noktalarının “Ukrayna’nın geleceği, güvenliği ve saldırının bir daha asla tekrarlanmaması” olduğunu belirtti. Umerov’un, yolsuzluk soruşturması nedeniyle istifa eden öncülünün yerine atanması, bu diplomatik hamleye iç siyasi bir boyut da ekliyor.
Tam da bu diplomatik trafiğin yoğunlaştığı bir anda, Ukrayna sahne değiştirdi ve Karadeniz’de kritik bir hamle yaptı. Cuma ve cumartesi günleri, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) menşeli “Sea Baby” adlı insansız deniz araçları, Rusya’nın yaptırımlardan kaçınmak için kullandığı “gölge filo”ya ait iki petrol tankerini hedef aldı. Gambiya bayraklı *Kairos* ve *Virat* isimli tankerlere, Türkiye kıyıları açıklarında düzenlenen ayrı saldırılarda drone’lar çarparak patladı. Her iki gemi de Batı’nın Rus petrolü yaptırımlarını delmekle suçlandığı için uluslararası yaptırım altındaydı. Türk yetkililerin yardımına rağmen gemilerin ciddi hasar aldığı görüldü.
Bu ikili strateji, Kiev’in çok cepheli bir baskı uygulama kararlılığını gösteriyor. Tanker saldırıları, Kremlin’in askeri harcamalarının ana finansman kaynağı olan enerji gelirlerini hedef alırken, çatışmanın coğrafyasını karadan denizlere taşıdı. Öte yandan, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un pazartesi günü Moskova’ya gidecek olması, perde arkasındaki diplomatik trafiğin daha da yoğunlaşacağına işaret ediyor.
Kısa vadeli gelecek, diyalog ve tırmanış arasında gidip geliyor. Ukrayna’nın cephe gerisindeki Rus ekonomik varlıklarına vurma kapasitesi ortadayken, ABD-Rusya doğrudan temasını da içeren diplomatik çabalar ise siyasi bir çözüm arayışının sürdüğünü gösteriyor. Önümüzdeki haftalar, biri askeri diğeri diplomatik olan bu iki paralel çabanın kesişip kesişmeyeceğini gösterecek. Uzayan savaşın kaderi, bu ikili yüzün hangisinin ağır basacağına bağlı.