**Yeni Delhi, Hindistan** – Dünya siyaset sahnesi, Hindistan ve Avrupa Birliği'nin (AB) attığı devasa bir adımla sarsıldı. Neredeyse yirmi yıl süren çetin müzakerelerin ardından, iki büyük blok kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasında zemin buldu. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in "tüm anlaşmaların anası" olarak nitelediği bu tarihi pact, sadece ticari ilişkileri kökten değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda giderek daha karmaşık hale gelen küresel dengelerde stratejik bir yeniden hizalanmaya işaret ederek güçlü bir güvenlik ve savunma ortaklığını da resmen başlatıyor.
Salı günü Hindistan'ın başkentinde yapılan bu açıklama, ekonomik entegrasyonu derinleştirmeyi hedefleyen yılların karmaşık görüşmelerinin doruk noktası oldu. Avrupa Parlamentosu'ndan geçmesi ve yasal incelemelerin tamamlanmasıyla yaklaşık altı ay içinde yürürlüğe girmesi beklenen anlaşma, iki milyar insanı kapsayan ve küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) neredeyse dörtte birini oluşturan bir serbest ticaret bölgesi yaratacak. Bu iddialı hedef, ticaret akışlarını önemli ölçüde artıracak. Özellikle AB'nin Hindistan'a yapacağı ihracatın 2032 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor; bu da Asya'nın en hızlı büyüyen büyük ekonomisinin dinamizminin bir kanıtı niteliğinde.
Bu muazzam anlaşmanın ardında yatan nedenler çok yönlü. AB için bu, hem ABD hem de Çin'e olan ekonomik bağımlılığını çeşitlendirme ve azaltma stratejik bir zorunluluk. Hindistan ile daha yakın bağlar kurarak, AB ekonomik geleceğini kilit bir Asyalı ortakla sağlamlaştırmayı amaçlıyor. Hindistan ise korumacı imajını silerek, ABD'nin yoğun emek gerektiren ihracatına uyguladığı gümrük vergilerinin etkisini dengelemeyi ve genişleyen küresel etkisini pekiştirmeyi hedefliyor. Genel amaç, artan işbirliğiyle küresel çapta daha fazla istikrar, refah ve güvenlik inşa etmek.
Anlaşmanın ekonomik maddeleri oldukça geniş kapsamlı. Hindistan, AB'den ithal edilen malların %96,6'sı üzerindeki gümrük vergilerini kaldırmayı veya önemli ölçüde azaltmayı taahhüt etti. Eş zamanlı olarak, AB de yedi yıllık bir süreçte Hindistan'dan yapılan ithalatın %99,5'i üzerindeki vergileri kademeli olarak kaldıracak veya düşürecek. Özellikle AB'li otomobil üreticilerine tanınan imtiyazlı erişim dikkat çekici; bu üreticiler, önceki benzer anlaşmalardaki kotaların altı katı büyüklüğünde, yıllık 250.000 araca kadar önemli ölçüde düşük gümrük vergileriyle ihracat yapabilecek. Mevcut durumda %110'a varabilen otomobil vergileri, bu kota dahilinde %10'a indirilecek. Ayrıca Hindistan, şarap, bira ve zeytinyağı gibi kilit Avrupa ürünlerindeki vergileri serbestleştirecek. Kimyasallar, makineler, elektrikli ekipmanlar, uçak ve uzay araçları gibi çok çeşitli sanayi mallarındaki vergiler ise kademeli olarak kaldırılacak. Hindistan, AB pazarına giren ihracatının neredeyse tamamına "imtiyazlı erişim" sağlayacak. Mal ticaretinin ötesinde, anlaşma 144 hizmet sektörü boyunca önemli tavizler içeriyor ve profesyonellerin Hindistan ile AB arasında kısa süreli seyahatlerini kolaylaştırmak üzere tasarlanmış bir mobilite çerçevesi ile öğrenci hareketliliği ve mezuniyet sonrası vizeler için hükümler getiriyor.
Ancak anlaşmada dikkatle belirlenmiş bazı istisnalar da bulunuyor. Hindistan, süt ürünleri, tahıllar, kümes hayvanları, soya küspesi ve belirli meyve ve sebzeler gibi hassas iç sektörlerini başarıyla koruma altına alarak, bu alanların hemen liberalizasyondan muaf kalmasını sağladı.
Ekonomik boyutu tamamlayan yeni güvenlik ve savunma ortaklığı, bölgesel istikrara yönelik ortak bir bağlılığı vurguluyor. Bu işbirliği, ortak askeri üretim, sınıflandırılmış bilgilerin güvenli değişimi ve stratejik olarak hayati önem taşıyan Hint Okyanusu bölgesindeki koordinasyonun geliştirilmesini kapsayacak. Ekonomik ve güvenlik işbirliğine yönelik bu ikili odak, Hindistan-AB ilişkilerinde belirgin bir derinleşmeye işaret ediyor; işletmeler, tüketiciler ve jeopolitik istikrar için somut faydalar vaat ediyor. Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen'in de belirttiği gibi, "Hindistan başarılı olduğunda, dünya daha istikrarlı, daha refah dolu ve daha güvenli olur. İşbirliği küresel zorluklara en iyi yanıttır." Bu "tüm anlaşmaların anası"nın tam etkisi şüphesiz yıllar içinde ortaya çıkacak ve ticaret dinamiklerini ve jeopolitik hizalanmaları yeniden şekillendirecektir.