**Londra, İngiltere** - İran'ın rejimiyle bağlantılı olduğu iddia edilen bireylere yönelik uluslararası baskının bir yansıması olarak Birleşik Krallık hükümeti, Kıbrıs pasaportu taşıyan İranlı iş insanı Ali Ansari'ye yönelik yaptırım kararı aldı. Salı günü açıklanan bu adım, Ansari'nin Birleşik Krallık'taki mal varlıklarının dondurulmasını öngörüyor. Ansari'nin, İran'ın iç muhalefeti şiddetle bastırmada ve bölgesel istikrarsızlıkta rolü olduğu belirtilen Devrim Muhafızları Ordusu'nu (DMO) finanse ettiği iddiaları, yaptırımların temelini oluşturuyor.
Saint Kitts ve Nevis pasaportlarına da sahip olan Ansari'nin, İran rejimi için bir finansal kanal gibi hareket ettiği öne sürülüyor. DMO ile olan sözde finansal bağlarının, İngiltere'nin kararının anahtarı olduğu belirtiliyor. DMO'nun İran'daki protestolarda gösterdiği ölümcül baskının ve çok sayıda göstericinin ölümünden sorumlu olduğunun altı çiziliyor. Bu yaptırımların amacı, İran hükümetinin eylemlerini desteklediği düşünülen kişilerin finansal kapasitesini kırmak ve bu tür figürlerin Batı finans sistemlerini kullanmasını engellemek.
Bu gelişme, İran sistemine bağlı zengin bireylerin Avrupa'da önemli varlıklar edinmek için kullandığı karmaşık finansal ağları gözler önüne seriyor. Financial Times'ın da aralarında bulunduğu soruşturmalar, Ansari'nin yaklaşık 400 milyon Euro değerinde hatırı sayılır bir Avrupa gayrimenkul portföyü biriktirdiğini ortaya koyuyor. Avrupa'nın gözde lokasyonlarına yayılmış bu geniş gayrimenkul koleksiyonunun, Lüksemburg, Avusturya, Almanya ve İspanya gibi yargı bölgelerinde kayıtlı offshore şirketlerin yanı sıra Saint Kitts ve Nevis aracılığıyla organize edildiği anlaşılıyor.
Ansari'nin Avrupa'daki varlıkları arasında İspanya'nın Mayorka adasındaki Steigenberger Hotel & Resort Camp de Mar ve Avusturya Alpleri'ndeki Schlosshotel Kitzbühel'deki hisseleri gibi prestijli mülkler bulunuyor. Portföyünde ayrıca Almanya'daki Hilton Frankfurt City Centre ve Hilton Frankfurt Gravenbruch otelleri ile Bero Oberhausen alışveriş merkezi gibi önemli ticari gayrimenkuller de yer alıyor. Londra'daki varlıklarının dondurulması, Birleşik Krallık'ın yaptırım rejiminin doğrudan bir sonucu olarak ülkedeki mali çıkarlarını etkisiz hale getiriyor.
Bu yaptırımların zamanlaması, Ali Ansari'nin ailesiyle bağlantılı olduğu bildirilen Ayandeh Bank'ın yakın zamanda çökmesiyle daha da anlam kazanıyor. Bankanın geçen ayki iflası, Ansari'nin iş anlaşmalarına ek bir finansal karmaşıklık ve potansiyel inceleme katmanı ekliyor.
İddialara yanıt olarak, Ansari'nin avukatı aracılığıyla bir temsilcisi tarafından yapılan açıklamada, "Müvekkilimiz, İran'daki Devrim Muhafızları Ordusu ile herhangi bir finansal ilişkisi olduğunu kesinlikle reddetmektedir" denildi. Bu sert reddediş, Birleşik Krallık hükümetinin cezai tedbirler için belirttiği gerekçeyle taban tabana zıt bir durum oluşturuyor.
Ali Ansari'ye yönelik yaptırımlar, İran'ın yönetici seçkinleriyle sözde bağları olan kişilerin Batı varlıklarını edinmesiyle ilgili endişeleri vurgulamakla kalmıyor, aynı zamanda Kıbrıs'a da yeniden dikkat çekiyor. Akdeniz ülkesi, geçmişte İran bağlantılı zengin bireylere vatandaşlık sağlaması konusunda incelemelere maruz kalmış, bu durumların durum tespiti ve bu tür pasaportların uluslararası finansal piyasalara ve varlıklara erişimi kolaylaştırma potansiyeli hakkında soruları gündeme getirmişti. Birleşik Krallık'ın bu adımı, yasa dışı finansal akışlarla mücadele etmek ve insan hakları ihlallerinde bulunan rejimleri desteklediği iddia edilen kişileri sorumlu tutmak için devam eden uluslararası çabaların güçlü bir hatırlatıcısı niteliğinde.