Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Monday, January 26, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Lula'dan Trump'ın "Yeni BM" Girişimine Sert Tepki: "BM Sözleşmesi Paramparça Ediliyor"

**Rio Grande do Sul, Brezilya –** Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın ortaya attığı ve "tek bir varlığın kontrolünde yeni bir Birleşmiş Milletler kurma girişimi" olarak nitelediği uluslararası girişimi sert bir dille eleştirdi. Cuma günü Rio Grande do Sul'da konuşan Lula, mevcut BM sözleşmesine yönelik artan saygısızlık ve küresel sahnede çok taraflı iş birliğinin tehlikeli bir şekilde aşınması olarak gördüğü duruma dair derin endişelerini dile getirdi.

Trump'ın Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu zirvesinde tanıttığı ve "Barış Kurulu" adı verilen tartışmalı teklif, özellikle Trump'ın önceki "Önce Amerika" dış politikasıyla çeşitli BM organlarından giderek uzaklaşan ABD'nin hamlesi olarak büyük bir yankı uyandırdı. Lula'nın bu konudaki kınaması, birçok dünya liderinin uluslararası yönetişimin geleceği ve küresel diplomatik çabaların parçalanma potansiyeli konusundaki artan kaygılarını gözler önüne serdi.

Konuşmasında Lula, çok taraflılığın ilkelerini tutkuyla savundu ve "BM sözleşmesi paramparça ediliyor" diyerek sitemde bulundu. Trump'ın girişiminin mevcut uluslararası çerçeveyi iyileştirmeyi veya güçlendirmeyi amaçlamadığını, aksine onu tamamen baypas etmeyi hedeflediğini belirtti. Lula, "Birleşmiş Milletler'i düzeltmek yerine ne oluyor? Başkan Trump, sadece kendisinin sahip olduğu yeni bir BM yaratmayı teklif ediyor" diyerek, bu tür tek taraflı hamlelerin on yılların diplomatik ilerlemesini baltalayabileceği ve mevcut jeopolitik gerilimleri tırmandırabileceği yönündeki daha geniş bir endişeyi yansıttı.

Duruma karmaşık bir boyut katan Lula, Çin lideri Xi Jinping ile telefonla görüştüğünü de açıkladı. Görüşmeleri sırasında Xi Jinping'in Birleşmiş Milletler'in uluslararası ilişkilerin temel taşı olarak vazgeçilmez rolünü vurguladığı bildirildi. Brezilya ve Çin'in BM'nin önemi konusundaki bu uyumu, Batılı olmayan güçler arasında, yerleşik küresel kurumların bütünlüğünü, kendilerinin algıladığı yıkıcı tek taraflılığa karşı koruma çabalarında giderek artan bir görüş birliğini ortaya koyuyor.

Trump'ın "Barış Kurulu"nun yapısı da ciddi incelemelere tabi tutuldu. Özellikle İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun bir üye olarak listelenmesi dikkat çekici. Netanyahu'ya yönelik devam eden uluslararası soruşturmalar ve savaş suçu iddiaları ile Filistinli mültecilere yardım BM kuruluşunun (UNRWA) personelinin son çatışma bölgelerindeki trajik ölümleri göz önüne alındığında, bu dahil etme son derece tartışmalı. Sözde barış odaklı bir organa bu tür figürlerin dahil edilmesi, niyetinin ne olduğu ve potansiyel etkinliği hakkında ciddi soruları gündeme getiriyor.

Sosyal medya platformlarını diplomasi aracı olarak kullanmasıyla ve korumacı ticaret politikalarını örtük askeri tehditlerle birleştirmesiyle tanınan Trump'ın yaklaşımı, zaten birçok geleneksel ABD müttefikini yabancılaştırmıştı. "Barış Kurulu"nun ortaya çıkışı, bu yıkıcı dış politika taktiklerinin bir başka tezahürü gibi görünüyor ve gelecekte uluslararası zorlukların nasıl ele alınabileceğine, hatta belki de nasıl göz ardı edilebileceğine dair potansiyel bir kaymayı işaret ediyor. Bu gelişmenin sonuçları, uluslararası istikrarsızlığın arttığı bir dönemi körükleyerek ve Birleşmiş Milletler'in güvence altına almak için tasarlandığı kolektif güvenlik ve iş birliği temellerini zorlayarak geniş kapsamlı olacaktır.

← Back to Headlines