Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Monday, January 26, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Milyarderlerin Serveti Tavan Yaptı: Demokrasi Tehlikede mi?

Dünyayı sarsan yeni bir rapor, küresel servet uçurumunun ne denli derinleştiğini gözler önüne serdi. Oxfam'ın açıkladığı rakamlar, 2025 itibarıyla milyarderlerin toplam servetinin dudak uçuklatan bir seviyeye, 18.3 trilyon dolara ulaştığını ortaya koyuyor. İlk kez 3.000 milyarder sınırının aşıldığı bu dönemde, ultra zenginlerin yönetimler ve toplum refahı üzerindeki orantısız etkisine dair endişeler de yeniden alevlendi. Ortaya çıkan tablo, zengin ile fakir arasındaki makasın her geçen gün daha da açıldığı, hükümetlerin de giderek artan bir şekilde "bir avuç" seçkinin çıkarlarına boyun eğdiği yönündeki yaygın protestoları ve suçlamaları haklı çıkarıyor.

Bu yıl yayımlanan yıllık anket, milyarderlerin toplam net servetinde 2020'den bu yana tam %81'lik, yani 8.2 trilyon dolarlık akıl almaz bir artışa işaret ediyor. Oxfam'a göre, bu devasa servet yoksul halka dağıtılacak olsa, küresel yoksulluğu tam 26 kez ortadan kaldırmaya yetecek. Ancak rapor, hükümetlerin artan yaşam pahalılığı ve katlanılamaz yaşam koşulları krizini ele almak yerine, sıradan vatandaşların temel özgürlükleri ve ihtiyaçları pahasına birikmiş servetlerin korunmasını önceliklendirdiği görüşünde. Bu iddia edilen "teslimiyet", artan eşitsizliğin ve kıtalararası hissedilen ekonomik adaletsizlik duygusunun temel nedeni olarak gösteriliyor.

Oxfam raporunun ortak yazarlarından Max Lawson, bu durumu "Hükümetler dünya genelinde yanlış tercihte bulunuyor; özgürlüğü değil, serveti savunmayı seçiyorlar. Zenginlerin egemenliğini seçiyorlar. Hayatın karşılanamaz ve çekilmez hale gelmesi karşısında halklarının öfkesini dağıtmak yerine, en zenginlerden geri kalanlara servet aktarımını reddediyorlar" diyerek sert bir dille eleştiriyor. Bu sözler, iktidar koridorlarının giderek daha fazla finansal gücün etkisi altına girdiği ve Lawson'ın "para ile siyasetin evliliği" olarak tanımladığı durumun aşikar hale geldiği yönündeki yaygın algıyı pekiştiriyor.

Bu algılanan dengesizliğin sonuçları, dünya çapında bir protesto dalgasıyla kendini gösteriyor. Afrika'dan Asya'ya, Latin Amerika'dan Avrupa'ya kadar gençlerin öncülük ettiği isyanlar, yolsuzluk, kemer sıkma politikaları, işsizlik ve günlük yaşamın ezici maliyeti gibi şikayetlerle sıkça karşılaşılan bir özellik haline geldi. Kenya'da, aktivistlerin eğitim ve sağlık gibi temel hizmetleri orantısız bir şekilde etkileyen kemer sıkma politikalarına karşı gösteriler düzenlendiği, aynı zamanda işletmelere vergi muafiyetleri sağlandığı görülüyor. Nairobi'deki bir golf kulübünün, temiz su sıkıntısı çeken komşu bir gecekondu mahallesinin ortasında sahalarını sulamak için fıskiyeler kullanmasının çarpıcı görüntüsü, bu derin uçurumun acı ama güçlü bir tasviri olarak karşımıza çıkıyor.

Oxfam'ın raporu, bu eğilimin hükümetleri "oligarşi" olarak adlandırdığı, gücün az sayıda zengin bireyin elinde toplandığı bir sisteme doğru sürüklediğini öne sürüyor. Hayır kurumu, bu ekonomik ve siyasi gücün yoğunlaşmasının demokratik ilkelere ve kaynakların adil dağılımına ciddi bir tehdit oluşturduğunu savunuyor. Değişim için mücadele edenler için yakın gelecekte zorluklar ve baskılar devam edebilecek olsa da, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki genç nesillerin yaşadığı hoşnutsuzluğun boyutu, ultra zenginin etkisinin nihayetinde önemli bir tepkiyle ve güç ile refah dengelerini yeniden kurma yönündeki kararlı çabalarla karşılaşacağını düşündürüyor.

← Back to Headlines