**Uluslararası yardım kuruluşu ActionAid UK, köklü bir stratejik değişimle yelken açtı. Kuruluş, operasyonel çerçevesini ve finansman mekanizmalarını "sömürgecilikten arındırma" hedefiyle yeniden şekillendiriyor. Yeni eş başkanlar Taahra Ghazi ve Hannah Bond liderliğinde, uzun yıllardır yürütülen çocuk sponsorluğu programı da dönüşümün merkezine oturtuldu. 2028 yılına kadar sürmesi planlanan bu iddialı hamle, küresel topluluklarla olan ilişkilerde daha eşitlikçi ortaklıklar kurmayı ve potansiyel olarak sorunlu görülen yaklaşımları ortadan kaldırmayı amaçlıyor.**
ActionAid'in, 1972'den beri uygulanan çocuk sponsorluğu modelinin "ırksal ve paternalist alt tonlar" barındırabileceği yönündeki açık itirafı, bu dönüşüm gündeminin temelini oluşturuyor. Eş genel başkan Taahra Ghazi, bağışçıların, ağırlıklı olarak Küresel Güney'deki siyah ve esmer topluluklardan çocukların fotoğraflarını seçmesinin, samimiyetten çok sempatiye dayalı, işlemsel bir dinamik yarattığını ifade ediyor. Ghazi, "Destekçilerimizin çoğu nispeten varlıklı ve beyaz insanlar. Bir esmer veya siyah çocuğun fotoğrafını seçmelerini istemek, ülkesini seçmek gibi bir durum, aslında çok işlemsel ve oldukça paternalist bir ilişki. Mevcut çocuk sponsorluğu modelinin farklı bir dönemi yansıttığını kabul ediyoruz," diyerek mevcut durumun yarattığı eşitsizliğe dikkat çekiyor.
Bu farkındalık, ActionAid'in yaklaşımında köklü bir değişikliği zorunlu kılıyor. Kuruluş, tarihsel olarak önemli bir paya sahip olsa da (ActionAid'in küresel finansmanının %34'ünü oluşturuyordu), artık geçmişte kalmış olarak görülen bu tür bağış toplama stratejilerinden uzaklaşmayı hedefliyor. Amaç, Afrika, Asya ve Latin Amerika'daki toplulukların gerçek ihtiyaçları ve kendi kaderlerini tayin haklarıyla uyumlu, ortaklık ve karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler geliştirmek.
Ghazi'nin detaylandırdığı dönüşüm süreci, ActionAid UK'in iç sistemlerinin, kaynak tahsisinin ve tedarik süreçlerinin kapsamlı bir gözden geçirilmesini kapsıyor. "2028'e kadar sürecek bir dönüşüm içindeyiz. Bu, sistemlerimizi, verdiğimiz parayı, hizmetleri nasıl tedarik ettiğimizi içeriyor; bunu sömürgeleştiriyoruz," diyen Ghazi, bu bütünsel yaklaşımın, eşitlik ve adalet ilkelerini operasyonlarının her alanına yerleştirme taahhüdünü vurguluyor. Sponsorluk programının halen yürütüldüğü 30 ülkedeki ekipler ve topluluklarla yakın işbirliği içinde çalışarak, değişikliklerin yerel gerçekliklere ve özlemlere duyarlı ve ortaklaşa tasarlanmasını sağlamayı planlıyorlar.
Bu stratejik dönüşümün sonuçları küçümsenmeyecek kadar önemli. Tartışmalı "bir çocuğu sponsor et" programından uzaklaşma sinyali veren ActionAid UK, zaman zaman ırkçı tutumları pekiştirdiği ve sömürü potansiyeli taşıdığı eleştirilerine maruz kalan bağış toplama yöntemlerinin mirasıyla yüzleşiyor. Bu "sömürgecilikten arınma" çabasının başarısı, sadece finansman modellerinin evrimiyle değil, aynı zamanda küresel hareketler ve yerel örgütlerle daha eşitlikçi ve güçlendirici ortaklıkların somut etkileriyle de ölçülecek.