Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Sunday, January 18, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Göç Sarmalında Kıbrıs: Başarı Hikâyesi mi, Baskı Gerçeği mi?

Kıbrıs Rum Yönetimi, göç meselesinde hem kendi ilan ettiği başarı hem de Avrupa Birliği'nin (AB) tespit ettiği devam eden baskı arasında sıkışmış, çelişkili bir tablo sergiliyor. Yetkililer düzensiz geçişlerdeki keskin düşüşü öne çıkarırken, Avrupa Komisyonu adayı "ön cephe ülkesi" ilan ederek dayanışma mekanizmasına dahil etmeye hazırlanıyor. Bu ikilemin gölgesinde ise, yasal yollarla adada yaşayan ve insani zorluklarla boğuşan büyük bir göçmen topluluğu sessizce büyüyor.

Resmi veriler, izinsiz varışlarda çarpıcı bir düşüş olduğunu gösteriyor. 2022'deki 17 binin üzerindeki zirvenin ardından, bu yılki sayılar 2.200 civarında seyrediyor; bu, %87'lik bir azalmaya işaret ediyor. Hükümet, bu sonucu 2025'in ilk on ayında 10.600'den fazla kişinin geri gönderilmesi ve ilk başvuruların neredeyse %70'inin reddedildiği sıkı bir sığınma süreci de dahil olmak üzere artırılan önlemlere bağlıyor. Göç Bakan Yardımcısı Nikolas Yannidis, bu istatistikleri etkili politikanın kanıtı olarak sunuyor.

Ancak AB'nin perspektifi farklı. Brüksel, Kıbrıs'ı önerilen dayanışma havuzuna almak için "orantısız varış seviyesi" gerekçesini kullanıyor. Bu, özellikle Türkiye ile olan tampon bölge üzerinden devam eden coğrafi kırılganlığı kabul eden, uzun vadeli bir değerlendirmeye işaret ediyor. Yani, Rum yönetiminin "yangını söndürdük" açıklamasına karşılık, AB "yangın riski hâlâ çok yüksek" diyor.

Siyasetin gürültüsünün ötesinde, yasal göçmenlerin sessiz gerçekliği var. En kalabalık üçüncü ülke vatandaşı gruplarından biri, çoğunluğu ev işlerinde çalışan kadınlardan oluşan ve sayıları 20 bine yaklaşan Nepalliler. Nepal'in Lefkoşa Fahri Başkonsolosu Dr. Ram Jiwan Panjiyar, bu topluluk içindeki ciddi sıkıntılara dikkat çekiyor: beslenme yetersizlikleri, ücret anlaşmazlıkları, aşırı çalışma saatleri ve taciz vakaları.

Panjiyar, trajik bir sorunu da şu sözlerle anlatıyor: "Birisi âşık oluyor, sorun yaşıyor ve intihar ediyor. Aşk, aşk, aşk... Bu aşk çok tehlikeli." Sistemik bir başarısızlığa işaret ederek, "Bu sorunumuz var ve bunun iyi bir sistem olmadığını söylüyoruz" diye ekliyor. Standart sigorta poliçelerinin intihar durumunda cenazenin ülkesine gönderilmesini karşılamadığını, bunun da acılı aileler veya Nepal devleti üzerinde yıkıcı bir mali yük oluşturduğunu belirtiyor.

Önümüzdeki dönemde, Kıbrıs'ın 2026 ortalarında devreye girmesi planlanan AB Dayanışma Havuzu'na dahil olması, 600 milyon Euro'yu aşan mali yardım ve binlerce göçmenin başka üyelere yerleştirilmesi yoluyla somut destek getirebilir. Bu, gelecekteki olası dalgalanmalara karşı bir tampon sağlayabilir.

Ancak mevcut manzara ikiye bölünmüş durumda: Bir tarafta sınırları kontrol altına aldığını ve yüksek geri gönderme oranlarını öne çıkaran bir hükümet, diğer tarafta devam eden baskıyı resmen tanıyan bir AB ve yasal göçmen işçilerin savunmasızlığına ışık tutan sahadaki sesler. Kıbrıs, bir alandaki politika başarılarının, diğer alandaki insani ve diplomatik zorluklarla yan yana durduğu ikili bir anlatıyla boğuşuyor. Göç meselesi, adada sadece sınır güvenliği değil, aynı zamanda insan onuru ve sosyal uyum sınavı olmaya devam ediyor.

← Back to Headlines