Afganistan'da Taliban yönetiminin kadınlara yönelik baskıcı politikaları bir kez daha gündeme oturdu. 22 yaşındaki taekwondo eğitmeni ve spor salonu sahibi Khadija Ahmadzada, 13 günlük gözaltının ardından serbest bırakıldı. Ancak Ahmadzada'nın durumu, ülkede kadınların spor yapma ve kamusal alanda var olma mücadelesinin ne denli zorlu bir sürece evrildiğini gözler önüne serdi.
Taliban'ın kadınların kamusal alanlardaki faaliyetlerine yönelik sıkı denetimleri ve dini kuralları uygulama biçimi, Ahmadzada'nın başına gelenlerin temelini oluşturuyor. İddialara göre, spor salonunda katılımcıların "uygun başörtüsü" takmaması, müzik çalınması ve hatta cinsiyetlerin bir arada bulunması gibi gerekçelerle gözaltına alınan Ahmadzada'nın durumu, sosyal medya kullanıcıları ve insan hakları savunucuları tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Birleşmiş Milletler Afganistan İnsan Hakları Özel Raportörü Richard Bennett gibi isimlerin yoğun çabası, Ahmadzada'nın serbest bırakılmasında etkili oldu.
Taliban'ın yönetime gelmesinin ardından kadınlara ait tüm spor kulüplerini sistematik olarak kapatması, bu baskının somut bir göstergesi. Yetkililer, o dönemde "dini prensiplerle uyumlu güvenli bir ortam" yaratma amacını dile getirmişti. Ancak bu vaat, bugüne kadar gerçekleşmedi ve binlerce kadın, fiziksel aktivite ve sosyal etkileşim alanlarından mahrum kaldı. Ahmadzada'nın durumu, bu geniş çaplı baskının buzdağının sadece görünen yüzü.
Ahmadzada'nın davası, Yüksek Mahkeme tarafından karara bağlandı ve nispeten kısa bir ceza ile sonuçlandı. Ancak bu olayın yankıları, kadınların özerkliğini kısıtlamaya yönelik Taliban'ın denetim mekanizmalarının ne denli etkin bir şekilde işlediğini bir kez daha ortaya koydu. Ahlak ve Erdem Bakanlığı'nın toplumsal normları denetleme rolü, bu kısıtlamaların uygulanmasında merkezi bir konuma sahip. Gerekçe olarak sunulan giyim kuşamdan, çalınan müziğe ve sosyal etkileşime kadar uzanan spesifik iddialar, yasakların ne kadar detaylı bir şekilde uygulandığını gösteriyor.
Uluslararası kamuoyunun gösterdiği tepki ve Ahmadzada'nın serbest bırakılması memnuniyet verici olsa da, Afganistan'da kadın haklarının genel gidişatını değiştirmeye yetmiyor. Kadın spor tesislerinin kapalı kalmaya devam etmesi ve geleceğine dair belirsizlik, kadın ve kız çocuklarının fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz etkilerken, sosyal gelişimlerini de sekteye uğratıyor. Ahmadzada'nın yaşadığı bu olay, temel özgürlükler için verilen daha geniş bir mücadelenin sembolü haline geldi. Kişisel bir zafer olsa da, bu serbest bırakılma, ülkedeki sistemik baskının gölgesinde gerçekleşiyor. Uluslararası toplum, yarım nüfusu sistematik olarak dışlayan politikalarda bir yeniden değerlendirme umuduyla gelişmeleri yakından takip ediyor.