**Davos, İsviçre** – Genellikle küresel sorunlara çözüm arayışının sahnesi olan Dünya Ekonomik Forumu, bu hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın yıkıcı varlığıyla gölgelendi. Trump'ın söylemleri, uluslararası ticaret ve jeopolitik ittifaklarda endişe dalgaları yarattı. Başkan Trump'ın katılımı, bir dizi cüretkar ve tartışmalı açıklamayla dikkat çekti. Bunların en önemlisi, Avrupa'nın kilit ülkelerinden gelen mallara yönelik önemli gümrük vergisi tehdidi oldu. Bu tehdit, Trump'ın Grönland'ı satın alma konusundaki ısrarlı ilgisiyle açıkça ilişkilendirildi. Bu agresif duruş, diğer diplomatik manevralarla birlikte, yalnızca transatlantik ilişkileri yeniden şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurallara dayalı uluslararası düzenin geleceği hakkında derin soruları da beraberinde getiriyor.
Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Hollanda, Finlandiya ve Birleşik Krallık'ın üzerinde %10'luk, potansiyel olarak %25'e yükselebilecek bir gümrük vergisinin hayaleti dolaşıyor. 1 Şubat'ta yürürlüğe girmesi beklenen bu misilleme önlemi, Başkan Trump'ın Amerika Birleşik Devletleri'nin Grönland'ı satın almasına izin verilmesi gerektiği yönündeki iddiasıyla doğrudan bağlantılı. Avrupa Birliği'nin ise buna karşılık olarak, yaklaşık 93 milyar avro değerindeki önemli hacimdeki ABD ihracatına karşı karşı gümrük vergisi getirmeyi değerlendirmek üzere görüşmeler yaptığı bildiriliyor. Bu durum, ticaret gerilimlerinde önemli bir tırmanışa işaret ediyor. deVere Group CEO'su Nigel Green, durumun vahametini vurgulayarak, "Grönland burada yan bir konu değil. Jeopolitika, güvenlik ve ekonomik kaldıraç arasındaki fay hattında yer alıyor ve bu da dünya liderlerinin görmezden gelmesini imkansız hale getiriyor" dedi. WTI ham petrolü de dahil olmak üzere piyasa duyarlılığı ve emtia fiyatları üzerindeki potansiyel etki, dünya genelindeki ekonomistler ve yatırımcılar için büyüyen bir endişe kaynağı.
Yerleşik uluslararası normlara karşı inatçı bir yaklaşım sergileyen Başkan Trump, ayrıca Kanada'ya yeni tasarladığı "Barış Kurulu" girişimine katılma davetini de kamuoyu önünde geri çekti. Başlangıçta Gazze'nin yönetişimini ve yeniden inşasını denetlemekle görevli geçici bir organ olarak sunulan ve bizzat Trump'ın başkanlık edeceği bu girişim, potansiyel daimi üyelerden 1 milyar dolarlık bir finansal taahhüt gerektiriyor. Kanada'nın davetinin geri çekilmesi, bir sosyal medya paylaşımı aracılığıyla iletildi ve geleneksel diplomatik etkileşimden bir kopuşu simgeliyor. Kanadalı yetkili Mark Carney, "Kanada, paranın maksimum etki yaratmasını istiyor" diyerek temel finansal değerlendirmelere değindi. Carney'e göre bu hamle, diğer dış politika beyanlarıyla birlikte, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri tarafından şekillendirilen ve denetlenen önceki küresel çerçevede bir "kopuşu" işaret ediyor.
Daha yakında ise ABD Kongresi, başkanlık yetkisinin yabancı askeri angajmanlardaki kapsamıyla boğuşuyor. Perşembe günü, ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Trump'ın Amerikan askeri güçlerini Venezuela'ya konuşlandırmasını açıkça yasaklayacak bir kararı kıl payı reddetti. Gerekli çoğunluğa ulaşamayan oylama, Kongre içindeki derin bölünmeleri ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'ın sonucun test ettiği hassas konumunu ortaya koydu. Bu yasama tartışması, bu ayın başlarında ABD askerlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu gece yarısı baskınıyla yakaladığına dair çıkan ve Kongre'nin açık izni olmadan gerçekleşen raporların ardından ortaya çıktı. Trump yönetimi, şu anda Venezuela'da Amerikan askerlerinin bulunmadığını ve önemli askeri operasyonlar için Kongre onayı isteyeceğini taahhüt etmiş olsa da, Temsilciler Meclisi'nin kararı geçirememesi, algılanan tek taraflı başkanlık saldırganlığına karşı büyüyen bir geri tepkiyi vurguluyor. Geçen hafta gerçekleşen Maduro'nun yakalanması, Senato'nun benzer bir kararı değerlendirmesi için katalizör oldu ve savaş yetkilerinin dengesi konusundaki endişeleri daha da artırdı. İki Cumhuriyetçi yasa koyucunun nihayetinde tüm Demokratlarla Venezuela kararı konusunda aynı tarafta yer alması, yönetimin yaklaşımına yönelik önemli, ancak yetersiz bir iki partili rahatsızlığı gösteriyor.