**LEFKOŞA, KIBRIS** – Kıbrıs'ta tutuklu bulunan Alman vatandaşı bir kadın, adanın Merkez Cezaevi'nde ağır muamele ve yetersiz yaşam koşullarıyla karşılaştığına dair ciddi iddialarda bulundu. Bu iddialar, yargının olaya el koymasına ve kadın için şartlı tahliye talebinde bulunulmasına yol açtı. Yasal temsilcisinin, müvekkilinin on sekiz aydan uzun süredir "onur kırıcı muamele" gördüğünü öne sürdüğü bu vaka, hukuki bir mücadelenin odağı haline gelirken, ceza infaz kurumunun refah protokolleri de gölgede kaldı.
Dava Pazartesi günü Lefkoşa Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Sanığın avukatı Sotiris Argyrou, müvekkilinin yaşadığı sözde sıkıntıları detaylı bir şekilde mahkemeye sundu. Alman vatandaşı, Kıbrıs'ın işgal altındaki kuzey bölgelerinde mülkiyet gaspı ile suçlanıyor olsa da, şu anda tutukluluk koşulları ön plana çıkmış durumda. Bay Argyrou'nun müvekkilinin serbest bırakılması yönündeki talebi, otel konaklaması, 600 bin Euro'ya varan ciddi bir mali kefalet, polise günlük bildirimde bulunma ve pasaportuna el konulması gibi bir dizi sıkı şartı içeriyordu.
İddiaların merkezinde, reçeteli ilaçlarının uzun süredir verilmediği gerçeği yer alıyor. Bay Argyrou'ya göre, müvekkili ilacın aynı yılın Kasım ayından beri Kıbrıs'ta mevcut olmasına rağmen, Aralık 2024'ten bu yana gerekli ilacını alamıyor. İlaç Kasım ve Aralık aylarında aralıklı olarak verilmiş olsa da, Ocak ayında kesildiği, ancak savunmanın ısrarlı yazışmaları sonucunda bu hafta yeniden başlandığı bildirildi. İddialara daha da rahatsız edici bir boyut katan ise, tutuklu kadının gözlemlenen bir sıçan kafasını yemeğinin içinde bulduğu belirtildi. Bu rahatsız edici olayın ardından tehditlere maruz kaldığı ve cezaevi dışında ifade verme talebinin reddedildiği öne sürüldü. Dahası, bu tür bir travma sonrası sıkça başvurulan yoğurt ve sebzeden oluşan bir diyet talebinin ise, diğer mahkumlara tanınan imkanların aksine, göz ardı edildiği rapor edildi.
Bu ciddi iddialara yanıt olarak mahkeme, hem tutuklu kadından hem de Merkez Cezaevi'nden tecrit koşullarını detaylandıran yazılı ifadeler sunmasını emretti. Bu adli direktif, mahkemenin iddialara verdiği ciddiyeti vurguluyor. Savcılığın da Merkez Cezaevi'nden kendi yazılı beyanlarını sunması bekleniyor.
Bu ifşaatların zamanlaması da dikkat çekici. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'nin (CPT) Nisan 2025'te Merkez Cezaevleri hakkındaki raporunun yakın zamanda yayınlanmasıyla örtüşüyor. Bu bireysel vaka ile ilgili raporun belirli bulguları detaylandırılmasa da, varlığı Kıbrıs'taki cezaevi koşullarının daha geniş çaplı ve devam eden bir incelemesini düşündürüyor. Bay Argyrou'nun, İdare Komiseri ve diğer ilgili yetkililer dahil olmak üzere çeşitli makamlarla temasa geçtiği ve müvekkilinin şikayetlerini dile getirerek CPT bulgularına atıfta bulunduğu bildirildi.
Şimdilik Alman tutuklu cezaevinde kalmaya devam ediyor. Lefkoşa Ceza Mahkemesi'nin yazılı beyanları beklemeye alması, bu karmaşık sorunları çözmede sistematik bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor. Bu hukuki sürecin sonucu, sadece tutuklu kadının yakın geleceğini belirlemekle kalmayacak, aynı zamanda Kıbrıs ceza sistemi içindeki sistemik zorlukları aydınlatarak tüm mahkumların temel hak ve onurlarının korunmasını sağlayacak gerekli reformları da tetikleyebilir.