Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Sunday, January 18, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Doğu Akdeniz'de Tarihi Adım: Kıbrıs ve Lübnan Deniz Sınırını Belirledi

Doğu Akdeniz'in karmaşık siyasi coğrafyasında, uzun yıllardır askıda kalan kritik bir dosya nihayet kapandı. Kıbrıs Rum Yönetimi ve Lübnan, kalıcı bir deniz sınırı anlaşmasına imza atarak, bölgedeki belirsizlik bulutlarını bir nebze dağıttı. Beyrut'ta gerçekleşen törenle kesinleşen bu mutabakat, iki ülkenin Münhasır Ekonomik Bölgelerini (MEB) net bir şekilde tanımlayarak, on beş yılı aşkın süredir hukuki limanda bekleyen geçici bir düzenlemenin yerini aldı. Kıbrıs Rum tarafı, anlaşmayı ikili iş birliğinin ve bölgesel istikrarın temel taşı olarak nitelendiriyor.

Bu sonuç, son derece uzun ve tıkanıklıklarla dolu bir sürecin nihai meyvesi. İlk MEB mutabakatı 2007'de hazırlanmış ancak Lübnan parlamentosundan onay alamadığı için hükümsüz kalmıştı. Bu başarısızlığın arkasında, Lübnan'ın kronik iç siyasi parçalanmışlığı, dış jeopolitik baskılar ve o dönemde İsrail'le devam eden deniz yetki alanları anlaşmazlığı yatıyordu. Yeni atılım ise kritik bir prosedür değişikliği sayesinde geldi: Anlaşma, Beyrut'ta parlamenter onay gerektirmeden yürürlüğe girecek şekilde yapılandırıldı. Bu mekanizmanın, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın ısrarlı çabasıyla hayata geçirildiği belirtiliyor.

Lübnan için bu mutabakat, açık deniz hidrokarbon kaynaklarının kilidini açmaya yönelik hayati bir adım anlamına geliyor. 2022'de ABD arabuluculuğunda İsrail'le varılan tartışmalı deniz sınırı anlaşmasının ardından, şimdi de tüm deniz yetki alanında hukuki netliğe kavuşmuş oldu. Bu durum, Total ve ENI gibi uluslararası şirketlerin dahil olduğu konsorsiyumların beklenen enerji arama faaliyetlerinin önünü açarak, derin bir mali krizdeki ülke için küçük de olsa bir ekonomik umut ışığı yakıyor.

Kendi açık deniz gaz sahalarını keşfetmede önemli mesafe kat etmiş olan Kıbrıs Rum Yönetimi ise anlaşmadan stratejik ve diplomatik kazanımlar elde ediyor. Lider Nikos Hristodulidis, imza törenini "önemli ve tarihi bir an" ve "stratejik önemi haiz bir dönüm noktası" olarak tanımlayarak, Lefkoşa'nın güvenilir bir bölgesel aktör konumunu pekiştirmedeki rolünün altını çizdi. Lübnanlı mevkidaşı Mişel Avn ise anlaşmayı, "bölgemizde istikrar ve refahı tüm ülkelerimize ve halklarımıza sunmak için genişletmeyi arzuladığımız uluslararası iş birliğinin temeli" olarak niteledi.

Tahmin edilebileceği gibi, bu gelişme Türkiye'den sert bir tepki gördü. Ankara, Kıbrıs'ın bu tür anlaşmalar yapma egemenlik hakkını tanımıyor ve kaynakların işletilmesinden önce bölünmüş adada siyasi bir çözüm bulunması gerektiğini savunmaya devam ediyor. Kıbrıs Rum Yönetimi ise Türkiye'nin itirazlarını uluslararası hukuk çerçevesindeki egemen haklarına dayanarak sürekli reddediyor.

Anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekici. Zira bu gelişme, Ekim 2023'te İsrail-Hamas çatışmasının patlak vermesi ve Lübnan merkezli Hizbullah'ın sınır ötesi çatışmalara dahil olmasıyla yükselen bölgesel gerilimlerin gölgesinde gerçekleşti. Bu istikrarsız bağlamda, teknik bir deniz sınırı anlaşmasının başarıyla sonuçlandırılması, bazı analistlerce nadir bir yapıcı diplomasi örneği olarak görülüyor. Enerji aramalarındaki acil pratik avantajlar Lübnan için daha belirgin gözükse de, Kıbrıs Rum Yönetimi deniz yetki alanını pekiştiriyor ve bölgesel ortaklık ağını güçlendirerek, stratejik açıdan hayati ve kaynak zengini Doğu Akdeniz'de düzenli davranış için bir emsal oluşturuyor.

← Back to Headlines