**DAVOS, İSVİÇRE** – Küresel finans piyasalarını ve diplomatik çevreleri sarsan dramatik bir hamleyle ABD Başkanı Donald Trump, Grönland ve daha geniş Arktik bölgesiyle ilgili "gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini" oluşturduğunu duyurdu. Bu açıklama, Avrupa ülkelerini etkilemesi planlanan tehditkar tarifelerin geri çekilmesiyle taçlandı; bu da tam teşekküllü bir ekonomik çatışmaya dönüşme tehlikesi taşıyan bir ticaret ihtilafında tansiyonun düştüğünü gösterdi.
Haftalardır, ABD'nin Grönland'ı potansiyel olarak satın alma girişimi manşetlerde yer alarak toprak hırsları ve uluslararası güvenlik üzerindeki olası etkileri hakkında endişeleri körüklemişti. Davos'ta Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık toplantısında konuşan Başkan Trump, hedeflerine ulaşmak için askeri güç kullanımını açıkça dışladı. "İnsanlar güç kullanacağımı sandı ama güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım," diyen Trump, daha agresif bir yaklaşım endişelerini giderdi. Stratejik konumuyla devasa bir ada olan Grönland'ı "muazzam, güvencesiz bir ada" olarak tanımlayarak, Amerika'nın bu bölgeye "sahiplik" veya önemli bir kontrol peşinde koşmasının temelinde, kendi ifadesiyle kritik ulusal ve uluslararası güvenlik zorunlulukları yatıyor.
1 Şubat'ta yürürlüğe girmesi planlanan ve potansiyel olarak %25'e yükselebilecek %10'luk tarifelerin ani geri çekilmesi, finansal piyasalardaki artan huzursuzluğa ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte dahil olmak üzere üst düzey NATO yetkilileriyle yapılan kritik görüşmelerin ardından atılmış hesaplı bir adım olarak görülüyor. Bu hamle, ekonomik manzaraya uzun zamandır beklenen bir iyimserlik dozu aşıladı; S&P 500 endeksi, olayın hemen ardından %1.5'in üzerinde kayda değer bir yükseliş yaşadı.
Bu sırada Avrupa Birliği, Başkan Trump'ın tarife tehditlerine karşı titizlikle hazırladığı sağlam bir yanıtı gözden geçiriyordu. Amerikan yönetiminin korumacı önlemlerine devam etmesi halinde, blok tarafından yaklaşık 93 milyar Avro değerinde önemli miktarda ABD malına karşı misilleme tarifeleri uygulama ihtimalinin değerlendirildiği rapor edilmişti. Bu misilleme duruşu, Avrupa liderlerinin Grönland anlaşmazlığının potansiyel ekonomik sonuçlarını ne kadar ciddiye aldığını gözler önüne seriyordu; bu durum, artık toprak emelleri ve ulusal güvenlikle iç içe geçmiş olan transatlantik ilişkilerdeki tartışmaları geleneksel ticaret anlaşmazlıklarının ötesine taşımaya başlamıştı.
Başkan Trump bir "çerçeve" çizse de, detaylar belirgin bir şekilde kıt. Potansiyel anlaşmanın "uzun vadeli" olduğu belirtiliyor ve ilerleyen zamanlarda ek bilgilerin ortaya çıkması bekleniyor. ABD Başkanı'nın, bu karmaşık konudaki görüşmelere öncülük etmesi için Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Özel Temsilci Steve Witkoff'u görevlendirdiği bildiriliyor.
Ancak diplomatik kaynaklar, Grönland üzerinde Amerikan kontrolü veya sahipliği konusunda henüz resmi bir anlaşmaya varılmadığına işaret ediyor. Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen, devam eden diyaloğun Arktik'teki Amerikan güvenlik endişelerini etkili bir şekilde ele alabileceği ve aynı zamanda Danimarka'nın egemenlik sınırlarına özenle saygı duyabileceği yönündeki iyimserliğini dile getirdi. Dünya Ekonomik Forumu'nda Grönland'a gösterilen yoğun ilgi, şüphesiz bu konunun küresel ticaret konuşmalarında kilit bir mesele olarak statüsünü yükseltti; bu da Başkan Trump'ın dış politika ve uluslararası ticarete yönelik alışılmadık yaklaşımının geniş kapsamlı etkilerini ortaya koyuyor. Durum hala akışkan ve dünyanın gözü bu karmaşık jeopolitik manevranın nihayetinde nasıl sonuçlanacağını izliyor.