Adıyaman'da 72 kişinin hayatını kaybettiği Isias otelinin çökmesiyle ilgili davada, altı eski kamu görevlisinin beraat etmesi kamuoyunda büyük tepki yarattı. Trajedinin mağdurlarının aileleri ve muhalefet milletvekilleri, yerel yargı sürecindeki eksiklikler nedeniyle adaletin yerini bulmadığı endişesiyle davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıma çağrılarını sıklaştırdı.
2023'teki depremde yerle bir olan Isias oteli, Adıyaman'da büyük bir yıkıma yol açmıştı. Davada, facianın sorumlularının belirlenmesi hedeflenirken, Pazartesi günü Adıyaman'da görülen davada, yargılanan altı eski kamu görevlisi beraat etti. Bu karar, daha önce otel sahibi Ahmet Bozkurt ve mimar Erdem Yılmaz gibi altı kişinin "bilinçli ihmal sonucu ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasının ardından geldi.
Acılarını ve adalet arayışlarını birleştiren mağdur aileleri, beraat eden kamu görevlilerinin kusurunun, cezalandırılanlardan daha az olduğunu reddediyor. Onlara göre, can kayıpları basit bir gözden kaçırma değil, doğrudan kasıtlı eylemlerin veya derin bir kayıtsızlığın sonucudur. Bu nedenle, tüm sanıkların "olası kastla ölüme neden olma" ile suçlanmasını talep ediyorlar. Bu daha ağır suçlamanın, felaketin önlenebilirliğini daha iyi yansıtacağını savunuyorlar.
Bu karmaşık sürece siyasi bir boyut katan CTP Milletvekili Sıfa Çolakoğlu, mağdurların yanında durarak konuyu gündeme taşıyor. Çolakoğlu, tüm sanıklar için temyiz başvurularının birleştirilmesini önererek, böyle bir birleşimin kamu görevlilerinin eylemleri ile teknik denetimcilerin eylemleri arasındaki potansiyel bağlantıları aydınlatabileceğini düşünüyor. Bu birleşimin, otel sahibi, ortakları ve müteahhitler hakkında daha sıkı suçlamalara kapı aralayabileceğine inanıyor. Çolakoğlu, "72 can tek bir imzaya kurban gitti. Binlerce böyle bina var," diyerek durumun vahametini gözler önüne seriyor.
Kamu görevlilerinin serbest bırakılması, birçok kişi tarafından adalette ciddi bir aksaklık olarak yorumlanıyor. Bu durum, mağdur ailelerinin adalet arayışlarının uluslararası hukuki yollara başvurmayı gerektirebileceği inancını pekiştiriyor. Davanın AİHM'e taşınması ihtimali, özellikle yargılamanın adil yürütülmediği algısı veya yerel temyizlerin yetersiz kaldığı düşüncesi hakim olursa, ciddi olarak değerlendiriliyor.