Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yeni seçilen Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, göreve geldiği günden bu yana karmaşık bir jeopolitik denge içerisinde ilerliyor. Hem diyalog çağrıları hem de Türk tarafı ve Ankara'dan gelen sert muhalefetle yüzleşen Christodoulides'in diplomatik hamleleri, adanın geleceği açısından önemli tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Öte yandan, eşi Philippa Karsera Christodoulides'in başkanlığını yürüttüğü bir sosyal yardım kuruluşuna yapılan bağışlarda dikkat çekici bir artış yaşanması, içeride farklı yorumlara neden oluyor. 2023 ve 2024 yıllarındaki bu artışın zamanlaması, Christodoulides'in cumhurbaşkanlığına gelişiyle örtüşüyor ve muhalefet partilerinden daha fazla şeffaflık taleplerini tetikliyor. Ancak bu iç gündem, dışarıdaki daha volkanik diplomatik cephenin gölgesinde kalıyor.
Christodoulides'in Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı ve adanın bölünmüşlüğüne ilişkin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin pozisyonunu anlatmayı amaçlayan konuşması, Türk Cypriot yetkililerinden yoğun eleştirilere yol açtı. Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve sözde "Başbakan" Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı'nın anlatısını sert bir dille kınayarak, tarihi gerçekleri çarpıtmakla ve adanın bölünmesine ilişkin taraflı bir tablo çizmekle suçladı. Üstel, 1974 olaylarını Türk Cypriot topluluğunun hayatta kalması için "yasal bir barış harekatı" olarak nitelendirdi ve bu duruşun sorgulanamaz olduğunu yineledi. Bu görüşe paralel olarak, sözde "Meclis Başkanı" Ziya Öztürkler de Avrupa Birliği liderlerine, sözde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) ziyaret ederek "yerdeki gerçeği" görmeleri çağrısında bulundu.
Bu sert tepkiler, kapsamlı bir çözüm yolunda ilerlemeyi engelleyen kökleşmiş tarihsel yorum farklılıklarını ve siyasi irade eksikliğini gözler önüne seriyor. Christodoulides'in AB konuşmasına yöneltilen eleştiriler, iki toplum arasındaki derin uçurumu ve geçmişi ortak bir anlayışla kavrayabilmenin, geleceğe dair ortak bir vizyon oluşturmaktan ne kadar uzak olduğunu vurguluyor.
Uzun süredir devam eden çıkmazı aşma çabası içinde Christodoulides, daha proaktif, ancak potansiyel olarak tek taraflı bir yaklaşım benimsemeye hazır görünüyor. Türk Cypriot lider Tufan Erhurman ile ciddi görüşmelerin yeniden canlanması halinde, müzakere pozisyonunu açıklayabileceği ve uzlaşmacı jestlerde bulunabileceği yönünde bilgiler geliyor. Karşılıklı adımlar şartına bağlı olarak elini açma olasılığı, yıllardır yerinde sayan bir sürece ivme kazandırma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Christodoulides, geçen ay Erhurman ile bir araya gelmiş ve BM Genel Sekreteri'nin kişisel temsilcisi María Ángela Holguín ile yaptığı son görüşmelerde yeni bir üçlü toplantı teklif etmişti. Holguín, Aralık ayında yapılan ilk görüşmelerin ardından yeni temaslar için önümüzdeki hafta Kıbrıs'ı ziyaret edecek.
Ancak, olumlu bir iki toplumlu gelişme potansiyeli, Ankara'dan gelen direnişle karşılaşıyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın, Christodoulides'in Kıbrıs Cumhuriyeti'nde düzenlenecek gayriresmi AB toplantılarına Türk yetkililerin katılımıyla ilgili bir sorusuna olumsuz yanıt verdiği bildirildi. Kıbrıs sorununun kilit oyuncusu olan Türkiye'den gelen bu ret cevabı, yerleşik diplomatik duruşuna bağlılığını ve daha geniş jeopolitik hedefleriyle uyumlu olmayan girişimlere katılma konusundaki isteksizliğini gösteriyor. Avrupa Konseyi ve Gymnich toplantıları gibi kapalı kapı ardındaki görüşmeler ve gayriresmi Genel İşler Konseyi toplantısı, bu tür diplomatik alışverişlerin araştırıldığı alanlar olmuştur.
Holguín'in ziyareti ve devam eden diplomatik manevralarla önümüzdeki haftalar, Cumhurbaşkanı Christodoulides'in proaktif duruşunun, Kıbrıs sorununun on yıllardır karakterize eden yerleşik şüpheciliği ve farklı anlatıları aşabilip aşamayacağını veya adanın tanıdık müzakere tıkanıklığı ve kırıcı alışveriş döngüsünde sıkışıp kalıp kalmayacağını belirlemede kritik öneme sahip olacak.