Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Monday, January 26, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Küresel Sahne Çin'in Yükselişine Tanıklık Ediyor: Grönland'dan Tayvan'a, Londra'ya Uzanan Etki Alanı

Amerika Birleşik Devletleri önderliğindeki uluslararası düzenin sarsıldığına dair algı, Pekin'e küresel sahnede giderek artan fırsatlar sunuyor. Grönland'daki stratejik Arktik emellerinden Japonya ile hassas diplomatik temaslara ve Birleşik Krallık'taki tartışmalı altyapı projelerine kadar son gelişmeler, Çin'in evrilen rolünü ve yerleşik jeopolitik çerçevelere getirdiği zorlukları gözler önüne seriyor.

Özellikle Trump yönetiminin attığı adımlar, Pekin tarafından Batı ittifakının parçalanmasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma yönündeki tartışmalı önerileri, Çinli akademisyenler tarafından "zorba, hegemonik ve baskıcı davranışlar" olarak nitelendirildi. Renmin Üniversitesi'nden Profesör Wang Wen gibi analistler, bu algılanan ABD istikrarsızlığının, Pekin'in kendi çıkarlarını savunması için istemeden de olsa alan yarattığını belirtiyor. Ancak Çin'in Grönland'da daha fazla varlık gösterme çabaları ciddi direnişle karşılaştı. Hem Danimarka hem de ABD, Çin devletine ait şirketlerin ada havaalanı altyapısını genişletme girişimlerini ve terk edilmiş bir deniz üssünü satın alma önceki çabalarını aktif olarak engelledi. Bu aksaklıklar, eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo gibi isimlerin daha önce dile getirdiği Arktik bölgesindeki Çin'in stratejik hedeflerine yönelik endişeleri doğruluyor.

Daha uzaklarda ise, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin açıklamalarının ardından Çin ve Japonya arasındaki diplomatik gerilim tırmandı. Apec zirvesinden haftalar sonra Takaichi, Çin'in Tayvan'ı işgal etmesi durumunda potansiyel askeri müdahaleye işaret etti. Tartışmalı adaya stratejik olarak yakın bir konumda bulunan bir ülkeden gelen bu açıklama, önemli bir diplomatik krizi tetikledi. Tayvan'ı tartışmasız bir şekilde ayrılmaz bir parçası olarak gören Pekin, vatandaşlarını Japonya'ya seyahatlerini sınırlamaya ve genç nesilleri orada eğitim fırsatları aramaktan kaçınmaya çağırdı. Bunun sonuçları gecikmedi; Aralık ayında Çinli turist sayısında yaklaşık %45'lik bir düşüş yaşandı. Bu gerileme, Çin-Japonya ilişkilerindeki hassas dengeyi ve jeopolitik söylemin ekonomik etkisini gözler önüne seriyor.

Bu sırada Birleşik Krallık'ta, Londra'da yeni ve büyük bir Çin büyükelçiliği inşaatı konusunda önemli bir karar alındı. Güvenlik eleştirmenleri ve milletvekillerinden gelen ciddi endişelere rağmen, İngiliz hükümeti Royal Mint Court'taki projeye onay verdi. Bu karar, ülkenin istihbarat teşkilatları MI5 ve GCHQ'nun, büyükelçiliğin veri kabloları gibi hassas altyapıya yakınlığından kaynaklanabilecek potansiyel ulusal güvenlik risklerinin etkili bir şekilde yönetilebileceğine dair güvenceleriyle desteklendi. MI5 Başkanı Ken McCallum ve GCHQ Başkanı Anne Keast-Butler, tüm potansiyel riskleri tamamen ortadan kaldırmanın zorluğunu kabul etmekle birlikte, "ulusal güvenlik önlemleri paketinin" formüle edilebileceğini belirtti. Yine de, onayın hukuki zorluklarla karşılaşması bekleniyor, bu da projeyi geciktirebilir ve Birleşik Krallık içinde ekonomik etkileşim ile ulusal güvenlik zorunlulukları arasındaki dengeye ilişkin devam eden tartışmayı vurguluyor. Muhalefet lideri Keir Starmer'ın önümüzdeki haftalarda Pekin'i ziyaret edecek olmasıyla, bu eşzamanlı küresel gelişmelerin etkileri, Çin'in uluslararası ilişkilerdeki giderek daha belirgin ve karmaşık rolüne ilişkin tartışmaların merkezinde yer alacaktır.

← Back to Headlines