Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın, Danimarka'ya bağlı Grönland'ı satın alma yönündeki ısrarlı ilgisi, diplomatik ve ekonomik çevrelerde "pespembe bir hayal" olarak görülse de, küresel ölçekte tansiyonu yükseltiyor. Son dönemde sosyal medya ve basın açıklamalarıyla sık sık dile getirdiği bu "emlak anlaşması" fikri, sadece stratejik önemi büyük bu buzullar ülkesine olan takıntısını ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda Avrupa Birliği ile ticaret gerilimini de had safhaya taşıyor. Trump, açıkça Grönland'ı "satın alamazsak Avrupalı mallarına ciddi gümrük vergileri uygularız" tehdidinde bulunuyor; bu da Brüksel'den sert ve karşı önlemlerin masada olduğu sinyallerini veriyor.
Bu sıra dışı toprak talebinin kökeni, Trump'ın 2019 yazında Grönland için "büyük bir emlak anlaşması" fikrini ilk kez ortaya attığı zamana dayanıyor. Son açıklamaları ise bu fikrin bir heves olmadığını, aksine ciddi bir şekilde peşinde olduğunu gösteriyor. Trump, Grönland'ı hem ulusal hem de küresel güvenlik açısından "şart" olarak nitelendiriyor ve konuyla ilgili "geri dönüşü olmayan bir yolda" olduğunu vurguluyor. Bu, Trump'ın bu eşi benzeri görülmemiş toprak alımını gerçekleştirmek için ne kadar kararlı olduğunu ortaya koyuyor.
Atlantik ve Arktik okyanusları arasında yer alan, nüfusu az ancak coğrafi olarak devasa Grönland'ın stratejik önemi yadsınamaz. Askeri üsler, kaynak çıkarma potansiyeli ve deniz gözetimindeki rolü, Trump'ın bu hamlesinin arkasındaki muhtemel gerekçeler arasında. Trump, NATO müttefiklerinin çıkarlarını ABD'nin çıkarlarıyla uyumlu hale getirecek bir çözüm bulma niyetinde olduğunu ima etse de, asıl koz olarak ekonomik baskıyı kullanma planı dikkat çekiyor. Grönland anlaşması olmazsa, Avrupa ithalatına yüzde 10, hatta yüzde 25'e varan ek gümrük vergisi getirme fikrini ortaya atmış durumda.
Bu sert tutum, Avrupa Birliği'nin de gözünden kaçmadı. Tehditlere karşılık AB'nin, Amerikan ürünlerine yaklaşık 93 milyar avroluk karşı vergiler getirmeyi değerlendirdiği konuşuluyor. Bu potansiyel "ne oldum delisi" misali yükselen gerilim, Brüksel'in Trump'ın ekonomik şantajını ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor. Durum, transatlantik ilişkilerin seyrini hızla değiştirerek, ticaret anlaşmazlıklarının konusunu pazar erişimi ve rekabet dengesinden, toprak hırsı ve ulusal güvenlik gibi daha temel endişelere kaydırıyor.
Bu karmaşık sürecin, küresel ticaret ve uluslararası diplomasi üzerinde önemli etkileri olması bekleniyor. Danimarka hükümetinin ve Grönland yerel yönetimlerinin "ada satılık değil" yönündeki tutumları ise, Trump'ın "kesinlikle geri adım atmam" dediği bu hayalin, uzun ve muhtemelen çalkantılı bir müzakere sürecine gebe olduğunu gösteriyor.