Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Thursday, January 22, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Vicdanın Sınandığı Dava: İsias Oteli Faciası ve Adalet Arayışı

Adıyaman'da yaşanan ve sayısız çocuğun hayatını kaybettiği İsias Oteli faciası, geride bıraktığı derin acının ötesinde, kolektif vicdanın sarsıldığının da bir sembolü haline geldi. KIBRIS TV'de "Taşlar Dökülürken" programına konuk olan eski bakan Kudret Özersay, bu duruma işaret ederek, devam eden hukuki süreçlerin ve kamu görevlilerine yönelik hesap verilebilirliğin eksikliğinin, Kıbrıs Türk toplumunda ciddi bir travmaya yol açtığını dile getirdi.

Depremde yıkılan otelin çöküşü, iddialara göre ihmal ve sistemik hataların bir sonucuydu. Özersay'ın eleştirilerinin odağında, kamu görevlilerinin kararlarının veya eylemsizliklerinin trajedide payı olabileceği durumları ele alan hukuki süreçler yer alıyor. Davada "olası kast" kavramının bilinçli olarak dışarıda bırakılmasının, adaletin tecellisini baltaladığını savundu. Bu eksikliğin, yetki sahibi kişileri eylemlerinin tam sorumluluğundan kaçırmaya yaradığını ve böylece halkın yargı sistemine olan güvenini sarstığını belirtti.

Merhum çocuklar, bu ulusal trajedinin en acı verici sembolleri haline geldi. Özersay'a göre, onların kaybı yalnızca aileler için özel bir yas değil, kamu vicdanında derin bir yara. Her resmi eylemin sonuçları olması gerektiği ilkesinin savunulması gerektiğini vurguladı. "Atılan her imzanın bir bedeli var," diyen Özersay, ihmal ve görev suçu karşılığında bu bedelin ödenmemesinin, vatandaşların kurumlarına duyduğu güveni onarılamaz şekilde zedelediğini ifade etti.

Özersay'ın yorumları, İsias Oteli vakasının ötesine geçerek siyasi arenadaki daha geniş bir rahatsızlığa işaret etti. Yolsuzluk, adam kayırmacılık ve yaygın bir cezasızlık kültürünün sistemi kuşattığını ima etti. Bu bağlamda, partisi Halkın Partisi'ni bu tür usulsüzlüklere karşı bir siper olarak konumlandırdı.

Önümüzdeki günlerde, yerel hukuki yolların yetersiz kalması durumunda davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınabileceğini belirtti. Bu potansiyel uluslararası başvuru, davanın ciddiyetini ve ulusal adalet sistemindeki algılanan eksiklikleri gözler önüne seriyor. Hesap verilebilirliğin peşinde koşmanın, geçmişteki yanlışları düzeltmekten öte, gelecek nesillerin haklarını ve geleceğini korumanın temel bir gerekliliği olduğunu vurguladı. İsias Oteli felaketi, bu nedenle, kamu görevi, hukuki sorumluluk ve bir ulusun vicdanının kalıcı gücü arasındaki kritik kesişimin çarpıcı bir hatırlatıcısı olarak duruyor.

← Back to Headlines