**LEFKOŞA** – Ada, ulusal güvenliğini pekiştirmek ve daha güçlü bir caydırıcılık duruşu sergilemek amacıyla Milli Muhafız Gücü'nü kapsayıcı bir modernizasyon programından geçiriyor. Savunma Bakanı Vasilis Palmas, değişen bölgesel dinamikler ve kritik denizcilik çıkarlarını koruma zorunluluğunun tetiklediği bu stratejik adımın, adanın silahlı kuvvetlerini geliştirme ve güçlendirme yönündeki kararlılıklarının altını çizdi. Bu girişimler, hükümetler arası anlaşmalar, Avrupa Birliği fonları ve ileri savunma kabiliyetlerinin stratejik tedariğini entegre eden çok yönlü bir yaklaşımı kapsıyor.
Bu iddialı girişimin temel taşı, özenle planlanmış işbirlikleri aracılığıyla artırılmış silahlanma ve operasyonel hazırlığın güvence altına alınmasıdır. Kıbrıs, özellikle ABD'den, Yabancı Askeri Satışlar (FMS) ve Fazla Savunma Maddeleri (EDA) programları gibi anlaşmalarla kolaylaştırılan, kullanılmış savunma ekipmanlarının potansiyel tedariği için yolları aktif olarak araştırıyor. Eş zamanlı olarak, ada ülkesi, üye devletlerin savunma kabiliyetlerini desteklemek üzere tasarlanmış 1,2 milyar Avroluk bir girişim olan Avrupa Birliği'nin SAFE programına katılımından yararlanıyor. Bu AB fon akışı, operasyonel ihtiyaçları karşılama ve işbirlikçi Avrupa tedarik çabalarına katılımı kolaylaştırma konusunda belirleyici bir rol oynayarak, tedarik güvenliğini artırma ve tek bir dış tedarikçiye olan bağımlılığı azaltma yönünde önemli bir katkı sağlıyor.
Altyapıdaki önemli iyileştirmeler de modernizasyon çabalarının merkezinde yer alıyor. Hareketli Limasol limanı ve stratejik öneme sahip Mari Deniz Üssü dahil olmak üzere kilit stratejik noktaların iyileştirilmesi planlanıyor. Ayrıca, Baf'taki Hava Üssü de kapsamlı bir savunma altyapısını güçlendirme yaklaşımını vurgulayarak iyileştirmelerden geçiyor. Bu gelişmeler, Milli Muhafız Gücü'nün anlık operasyonel kapasitesini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda Kıbrıs'ın Avrupa güvenlik mimarisi içindeki daha geniş rolüyle de yakından bağlantılı.
Bakan Palmas, SAFE programına katılımın getirdiği önemli siyasi avantajlara dikkat çekerek, Kıbrıs'ın toplu Avrupa savunma girişimlerinde daha bütünleşik bir rol oynama konusundaki kararlılığını gösterdi. AB ile bu stratejik uyumun, yalnızca savunma kabiliyetleri açısından değil, aynı zamanda adanın blok içindeki siyasi konumunu sağlamlaştırma açısından da önemli faydalar sağlaması bekleniyor. Devam eden çabalar, Kıbrıs'ın eşsiz stratejik öneminden yararlanmayı, özellikle ABD ve İsrail gibi kilit uluslararası oyuncularla daha derin savunma ve güvenlik ortaklıkları geliştirmeyi amaçlıyor. Özellikle İsrail ile ikili işbirliği, Avrupa Deniz Güvenliği Stratejisi ile uyumlu olarak deniz güvenliğinin ve hayati denizcilik altyapısının korunmasının geliştirilmesinde kritik bir unsur olarak görülüyor.
Bu güçlü modernizasyon çabasının ardındaki itici güç çok yönlüdür. Öncelikle, Milli Muhafız Gücü'nü çağdaş talepleri ve zorlukları etkin bir şekilde karşılayacak şekilde donatmayı, böylece Kıbrıs Cumhuriyeti'nin savunma ve caydırıcılık kabiliyetlerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ulusal çıkarların ötesinde, bu iyileştirmelerin Avrupa Birliği'nin ve çevresindeki bölgenin daha geniş güvenliğine ve istikrarına doğrudan bir katkı olarak görüldüğü belirtiliyor. Savunma altyapısına yatırım yaparak ve stratejik uluslararası ortaklıkları geliştirerek Kıbrıs, yalnızca kendi egemenliğini korumakla kalmıyor, aynı zamanda kritik jeopolitik konumunu kabul eden ve bundan yararlanmayı hedefleyen bir hamleyle bölgesel güvenliğe kilit bir katkıda bulunan konumunu da güçlendiriyor. ABD Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı'ndan bir heyetin yakında yapacağı ziyaretin, bu işbirliği çerçevelerini daha da sağlamlaştırması bekleniyor.