İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, son günlerde ülke genelinde yankı bulan gösterilerde yaşanan can kayıplarına dair ilk kez kamuoyuna açık bir itirafta bulundu. İslam Cumhuriyeti'nde "binlerce canın yitirildiği"ni dile getiren Hamaney, bu karmaşanın ve şiddetin arkasında ABD ve İsrail'in parmağı olduğunu iddia etti. ABD başkanını "suçlu" olarak niteleyen lider, yaşanan yıkım ve can kayıplarından onu sorumlu tuttu. 28 Aralık'ta patlak veren protestolar, başlangıçta ekonomik sıkıntılara tepki olarak ortaya çıkmış olsa da, kısa sürede ruhban yönetiminin temellerini sarsan daha cesur meydan okumalara dönüştü ve ülkenin yıllardır görmediği en büyük iç çalkantısına sahne oldu.
Aktivist grupların raporları ve bağımsız doğrulamalarla desteklenen baskının boyutları, karanlık bir tablo çiziyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 3.090 kişinin hayatını kaybettiğini doğruladı. Bu rakamın 2.885'ini protestocular oluştururken, 22.000'den fazla da tutuklama yaşandığı belirtiliyor. Bazı aktivist örgütlere göre bu sayılar muhafazakar tahminler olup, çok daha yüksek can kaybı bildirimleri mevcut. Trajediyi daha da derinleştiren ise, güvenlik güçlerinin yaygın itaatsizliğe karşı ölümcül güç kullandığına dair kanıtlanmış görüntüler. BBC Farsça ve BBC Verify tarafından paylaşılan bu videolar, olayın vahametini gözler önüne seriyor. Hükümetin resmi anlatısı ise bu gösterileri sürekli olarak İran'ın düşmanları tarafından körüklenen "isyancılık" olarak çerçeveleyerek, sert müdahalesine zemin hazırlamıştır.
Protestoları kontrol altına alma stratejisinin bir parçası olarak internet ve iletişim hizmetlerinin neredeyse tamamen kesilmesi, bilgi akışını ve uluslararası denetimi ciddi şekilde aksattı. Cumartesi günü genel internet bağlantısı, olağan kapasitesinin sadece yüzde ikisinde seyrederek, halkı izole etti ve muhalefeti bastırdı. Hamaney'in açıklamaları, doğrudan İsrail ve ABD ile bağlantılı kişileri hedef aldı. Bu grupları "büyük zarar" vermekle, binlerce insanın ölümüne neden olmakla, yangın çıkarmakla, kamu malına zarar vermekle ve kasıtlı olarak kaos yaratmakla suçladı. Bu suçlamalar, İran ile bu ülkeler arasındaki uzun süredir devam eden jeopolitik gerilimler göz önüne alındığında özellikle dikkat çekici.
Gözaltına alınanlar için sonuçların ağır olması bekleniyor. İran başsavcısı, özellikle isyancılara yardım eden, "teröristlerle" işbirliği yapan veya "paralı asker" olarak hareket eden sanıkların ağır cezalarla karşılaşacağını belirtti. Bu sert tutum, rejimin otoritesine yönelik gelecekteki her türlü meydan okumayı ezme ve tehdit olarak algılananlara ders verme kararlılığını gösteriyor. Yaşananlar, İran için kritik bir dönüm noktası niteliğinde. Halk içindeki derin hoşnutsuzluğu ve hükümetin, büyük bir insani bedel pahasına da olsa kontrolü elinde tutma konusundaki sarsılmaz azmini gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum ise durumu yakından izlemeye devam ederken, insan hakları boyutu ve daha fazla istikrarsızlık potansiyeli konusundaki endişeler artıyor.