Lingua-News Cyprus

Language Learning Through Current Events

Sunday, January 18, 2026
C1 Advanced ⚡ Cached
← Back to Headlines

Myanmar'da Soykırım İddiaları: Lahey'de Gerilim Yüksek

**Lahey, Hollanda** – Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) Myanmar'ın savunma süreci bu hafta itibarıyla başladı. Myanmar hükümeti, kendi azınlık Rohingya Müslümanlarına yönelik soykırım planladığı yönündeki suçlamaları şiddetle reddediyor. 2019 yılında Gambiya tarafından başlatılan davada, Myanmar'ın Rakhine eyaletinde 2017 yılında yaşanan acımasız askeri müdahaleyle doruğa ulaşan sistematik zulüm ve şiddet iddiaları mercek altına alınıyor. Birleşmiş Milletler'in ana yargı organı olan UAD, Myanmar'ın insan hakları karnesine ve Rohingya halkının çektiği sıkıntılara ışık tutan bu tarihi davanın kararını verecek.

Gambiya Dışişleri Bakanı Dawda Jallow'un temsil ettiği taraf, haftanın başında Myanmar'ın Rohingya'yı sistematik olarak yok etmek amacıyla kasıtlı "soykırım politikaları" izlediğini savunarak davasını ortaya koydu. On yıllardır marjinalleştirilen ve şeytanlaştırılan bir azınlık grubu olan Rohingya'ya yönelik bu iddialar, Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin ağır ihlallerini gündeme getiriyor. UAD şimdi Myanmar'ın karşı argümanlarını dinliyor.

Myanmar'ın temsilcisi Ko Ko Hlaing ise Gambiya'nın iddialarına karşılık, 2017'deki askeri operasyonların soykırım değil, meşru birer isyan bastırma harekâtı olduğunu ileri sürüyor. Askeriyenin kullandığı "temizleme operasyonları" teriminin terörle mücadele girişimlerini ifade ettiğini belirten Hlaing, hükümetin algılanan tehditlere karşı hareket etmek zorunda kaldığını savunuyor. Hlaing, "Myanmar, teröristlerin Rakhine eyaletinin kuzeyinde serbestçe at koşturmasına izin verip de öylece oturmak zorunda değildi," diyerek askeri eylemleri militan faaliyetlere karşı gerekli bir tepki olarak çerçeveliyor. Operasyonların nedeninin militan eylemler olduğunu ve "temizleme operasyonları"nın askeri bir terim olarak isyan veya terörle mücadeleyi ifade ettiğini ekliyor.

Bu uluslararası hukuki mücadelenin fitilini ateşleyen 2017 olayları, Rakhine eyaletinde yıkıcı bir askeri müdahaleye sahne olmuştu. Bu operasyonlar sonucunda binlerce Rohingya hayatını kaybetti ve 700.000'den fazla kişi yerinden edildi; bunların büyük çoğunluğu komşu Bangladeş'e sığındı. Şiddetin boyutu, ertesi yıl yayınlanan ve Myanmar'daki üst düzey askeri yetkililerin soykırım ve insanlığa karşı suçlardan soruşturulmasını öneren Birleşmiş Milletler raporuyla belgelendi.

Gambiya'nın bu davayı UAD'ye taşıma kararı, kendi askeri yönetim geçmişinden de etkilenen, "derin bir sorumluluk duygusu" olarak tanımladıkları bir durumdan kaynaklanıyor. Ülke, Myanmar'ın Rohingya'ya yönelik iddia edilen eylemlerinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu savunuyor ve bir halkı yok etme girişimine karşı hesap sorulmasını talep ediyor.

Bu dava, UAD'de Myanmar'a karşı ilk kez soykırım suçlamasının resmen getirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Davanın sonucu, uluslararası soykırım hukukunun yorumlanması ve uygulanması açısından geniş kapsamlı etkiler yaratabilir ve toplu katliamların kurbanları için devletleri sorumlu tutma konusunda emsal teşkil edebilir. Devam eden hukuki incelemeler, uluslararası toplumun Myanmar'daki insan hakları durumuna ilişkin kalıcı endişelerini daha da vurguluyor; özellikle 2021'deki askeri darbenin sivil hükümeti devirmesi ve ülkeyi daha fazla siyasi istikrarsızlığa sürüklemesinin ardından bu endişeler artmış durumda. UAD'nin müzakerelerinin devam etmesi bekleniyor ve dünya, toplu katliam mağdurları için adalet ve hesap verebilirlik geleceğini şekillendirebilecek bir kararı yakından izliyor.

← Back to Headlines