**Washington D.C. / Caracas** - Jeopolitik sahne, Venezuela'da yaşanan son gelişmelerle adeta baş aşağı döndü. Amerika Birleşik Devletleri, Nicolas Maduro'yu görevden alarak Güney Amerika ülkesinin geçici liderliğiyle yeni bir döneme kapı araladı. Bu cüretkar hamle, üst düzey diplomatik temaslar ve iddialı ekonomik vaatlerle birlikte, uzun süredir ideolojik sürtüşmelerin gölgesinde kalan bölgede Amerikan dış politikasının önemli bir yeniden ayarlandığını gösteriyor.
ABD kuvvetlerince 3 Ocak'ta gerçekleştirilen operasyonla Maduro, başkent Caracas'ta gözaltına alındı ve ardından New York'a götürülerek hakkında açıklanmayan suçlamalarla yüzleşmesi bekleniyor. Bu kararlı adım, Washington'ın uzun süredir savunduğu ancak daha önce istikrarı bozucu bulunup ertelenen Maduro rejiminin liderliğini fiilen ortadan kaldırdı. Gözaltının hızı, uluslararası kamuoyunda hukuki durumu ve olası sonuçları hakkında yoğun tartışmalara yol açtı.
Maduro'nun görevden alınmasının ardından, yardımcılığı görevini yürüten Delcy Rodríguez, 5 Ocak'ta geçici başkan olarak yemin etti. Önemli bir gelişme olarak, CIA Direktörü John Ratcliffe, Perşembe günü Caracas'ta Rodríguez ile bir araya gelerek güven tesis etme ve iletişim kanalları kurma amacıyla iki saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerin, potansiyel ekonomik işbirliği ve en önemlisi Venezuela'nın Amerika Birleşik Devletleri'nin düşmanları için bir sığınak haline gelmesini önleme üzerine odaklandığı belirtiliyor. Bu temas, ABD'nin pragmatik bir yaklaşım sergilediğini ve geçmişte mevcut güç yapılarının yıkılmasının istemeden de olsa aşırıcı unsurların istismar edebileceği boşluklar yarattığı derslerinden hareket ettiğini ortaya koyuyor.
Bu arada, Venezuela'nın demokratik hareketinin önde gelen isimlerinden muhalefet lideri María Corina Machado, Amerikan çıkarlarıyla yakından uyumlu bir Venezuela vizyonunu dile getirdi. Cuma günü Washington'daki The Heritage Foundation'da düzenlediği basın toplantısında Machado, ülkeyi yönetme niyetini açıkladı, nihai seçim zaferine olan güvenini ifade etti ve kendisini Venezuela'nın ilk kadın başkanı olarak hayal ettiğini belirtti. Bu açıklamalar, ABD'nin istikrarlı, Amerika yanlısı bir hükümet yetiştirme stratejisiyle örtüşüyor.
Başkan Trump da Cuma günü Machado ile ayrı bir görüşmede, onun Nobel Barış Ödülü madalyasını kabul etti; bu sembolik jest, Machado'nun uluslararası statüsünü pekiştirdi. Trump ayrıca, Amerikan petrol şirketlerinin Venezuela'nın yeniden canlandırılan enerji sektörüne yoğun yatırım yapmaya teşvik edileceğini belirterek güçlü bir ekonomik ortaklığın sinyallerini verdi. Şirketlerden en az 100 milyar dolarlık bir taahhütte bulunmalarını istediği bildiriliyor. Bu girişim, yaptırım ve izolasyonun hakim olduğu önceki politikalardan farklılaşarak, yeni bir siyasi düzen altında ekonomik entegrasyon ve yeniden yapılanma stratejisini benimsiyor gibi görünüyor.
Rodríguez ise Venezuela'nın ABD ile "siyasi diyalog yoluyla diplomatik olarak" ilişki kurmaya hazır olduğunu belirterek, yabancı yatırımı çekecek ve Maduro'nun politikalarından kesin bir kopuşu işaret edecek reformları benimseme isteğini ortaya koydu. ABD'nin bu çok yönlü stratejisinin başarısı, Venezuela'nın geçici hükümetinin istikrarına ve hem iç ihtiyaçları hem de uluslararası güvenlik endişelerini giderecek reformları uygulama kabiliyetine bağlı olacak. Önümüzdeki haftalar ve aylar, bu iddialı yeniden angajmanın kalıcı bir çözüme yol açıp açmayacağını yoksa derin sosyo-ekonomik ve siyasi zorluklarla boğuşan bir ulusun mevcut karmaşıklığını daha da mı artıracağını belirlemede kritik önem taşıyacak.