**Kudüs/Gazze Şeridi –** Gazze'de kalıcı bir ateşkes umutları, ABD'nin önerilen ateşkes çerçevesinin "ikinci aşamasının" başladığını duyurmasına rağmen, İsrail güçlerinin kuşatma altındaki bölgedeki operasyonlarını sürdürmesiyle giderek azalıyor. Filistinliler, yaşam koşullarını temelden değiştirmeyen ve amansız şiddete son vermeyen bir anlaşmanın etkinliğini sorgulayarak bu gelişmeye büyük bir karamsarlıkla yaklaşıyor.
Perşembe akşamı gelen haberler, İsrail saldırılarının en az on Filistinlinin ölümüne yol açtığını detaylandırdı. Olaylar arasında, orta Gazze'deki Deyr el-Belah'ta iki konut binasına düzenlenen bombalı saldırıda 16 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere altı kişinin hayatını kaybetmesi yer alıyor. El-Alam kavşağı yakınlarında vurularak öldürülen bir kişi ve bir polis karakoluna düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden bir başka kişi de dahil olmak üzere ayrı saldırılarda da başka can kayıpları bildirildi. El-Hatib ailesinin evine yapılan İsrail hava saldırısı da iki kişinin ölümüne neden oldu. Bu saldırılar, çatışmaların başlamasından bu yana sivil kayıpların trajik bir şekilde sık görüldüğü Gazzeliler için acı bir gerçeği gözler önüne seriyor.
Bu operasyonların zamanlaması, ABD'nin Hamas ile çatışmaların sona erdirilmesini amaçlayan 20 maddelik kapsamlı bir ateşkes teklifinin ikinci aşamasının başladığını ilan etmesiyle örtüşüyor. Ancak, bu "ikinci aşamanın" pratik sonuçları belirsizliğini koruyor; İsrail, kendi parametrelerini tek taraflı olarak belirleme niyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu iddialı duruş, İsrail'in gelecekteki herhangi bir anlaşmanın şartlarını dikte etme yönünde kasıtlı bir çaba olarak algılayan ve anlaşmanın özünü baltalayabilecek Filistinliler arasında şüphe uyandırıyor. El Cezire'den İbrahim el-Halili, son saldırıların "İsrail'in ateşkesin ikinci aşamasını 'kendi şartlarında' belirleyeceği mesajını vurguladığını" gözlemledi.
Hamas, Kassam Tugayları aracılığıyla, El-Havli ailesinin evini hedef almayı "iğrenç bir suç" olarak kınayarak, bu tür eylemlerin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun mevcut ateşkese yönelik "küçümsemesini" gösterdiğini belirtti. İsrail ise, öldürülen kişilerden birinin Kassam Tugayları'nda bir komutan olduğunu ima ederek, operasyonun terörle mücadele çabalarına dayandığını gerekçelendirdi. Bu durum, İsrail'in güvenlik hedeflerinin, kalıcı bir ateşkes yönündeki diplomatik çabalarla eş zamanlı olarak veya belki de onlara meydan okuyarak sürdürüldüğü karmaşık ve istikrarsız bir dinamik yaratıyor.
Devam eden kanlı olaylar, mevcut ateşkes önlemleri yürürlüğe girdiğinden bu yana en az 451 Filistinlinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan yıkıcı bir tabloyu daha da ağırlaştırıyor; bu rakam trajik bir şekilde 100'den fazla çocuğu da içeriyor. Birçok Filistinli için, ateşkes müzakerelerindeki sadece prosedürel bir değişikliğin vaadi pek teselli sunmuyor. Temel endişeleri, bombalamanın sona ermesi ve insani yardımın engelsiz akışı; bunlar, yaşamlarında gerçek bir iyileşme için ön koşul olarak gördükleri şeylerdir. İsrail ordusunun Gazze'nin yarısından fazlasını tahliye etme yönündeki önceki talimatları ve belirlenmiş bir "sarı çizginin" arkasında askerlerin varlığı, İsrail'in operasyonel kontrolünün en önemli unsur olmaya devam ettiğini düşündürerek anlatıyı daha da karmaşık hale getiriyor.
ABD tarafından açıklanan ateşkesin "ikinci aşaması"nın, uluslararası bir "Barış Kurulu" denetiminde teknokratik bir Filistin yönetiminin kurulmasını içereceği bildiriliyor. Bu, yönetim reformuna yönelik potansiyel bir yol önerse de, Gazze'deki hakim duygu derin bir şüphedir. Devam eden İsrail askeri eylemleri ve hükümetin ateşkesin ilerleyişini tek taraflı olarak belirleme konusundaki beyan edilen niyeti, iyimserliğe pek yer bırakmıyor. "Tırmanma" hayaleti de elle tutulur bir tehdit olmaya devam ediyor ve savaşın yıprattığı bölgede kalıcı barışa dair her türlü yeni yeşermeye başlayan umutların üzerine uzun bir gölge düşürüyor.