Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'ya yönelik baskısı, Karayip Denizi'nde yeni bir gelişmeyle tırmandı. ABD ordusunun, Venezuela ile bağlantılı olduğu belirtilen altıncı petrol tankerine el koyduğu bildirildi. Yetkililer, bu hamlenin ülkenin hayati petrol ihracatını kontrol altına alma ve yaptırımların delinmesini engelleme çabalarının bir parçası olduğunu açıklıyor. Başkan Donald Trump'ın Venezuela ve zengin petrol rezervleri üzerinde kontrol sağlama niyetini açıkça dile getirmesi, bölgedeki jeopolitik endişeleri artırmış durumda.
Guyana bayrağıyla seyahat eden "Veronica" adlı tanker, Venezuela sularından boş ayrıldıktan sonra sabaha karşı yapılan bir operasyonla ele geçirildi. ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, operasyonun uluslararası hukuk çerçevesinde "kusursuzca" gerçekleştirildiğini övgüyle bahsetti. ABD Güney Komutanlığı da "Venezuela'dan ayrılacak tek petrolün, usulüne uygun ve yasal olarak koordine edilmiş petrol olacağını" vurgulayarak, Maduro hükümetinin ana ihracat gelirine erişimini kısıtlama kararlılığını ortaya koydu.
Bu gelişmeler, daha önceki sert müdahalelerin ardından geldi. Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun ABD ordusu tarafından gözaltına alınması ve ardından Delcy Rodríguez'in başkanlık yemini etmesi, ABD'nin bölgedeki stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ayrıca, Başkan Trump'ın Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado'yu Beyaz Saray'da ağırlayacak olması, ABD'nin alternatif lidere desteğini pekiştiriyor. ABD'nin bu adımları, Maduro rejimini çökertme ve Venezuela'nın petrol kaynakları üzerinde nüfuz kazanma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bir zamanlar küresel bir güç olan Venezuela petrol sektörü, son yıllarda büyük bir düşüş yaşadı. Üretim, geçmiş kapasitesinin çok altında seyrediyor. Mevcut ham petrol fiyatları, Orinoco kuşağındaki petrolün çıkarılması için yeni yatırımları haklı çıkaracak düzeyde değil. Brent petrolünün varil fiyatının 80 doları aşması, Venezuela'daki kuyulara yapılacak yatırımların ekonomik olarak uygulanabilir hale gelmesi için bir ön koşul olarak görülüyor.
ABD'nin artan eylemlerinin sonuçları belirsizliğini koruyor. Venezuela'nın büyük kredi derecelendirme kuruluşları tarafından derecelendirilmemesi nedeniyle egemen kredi notları üzerindeki anlık etki sınırlı olsa da, bölgesel istikrar ve küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri göz ardı edilemez. Maduro rejiminin veya halefinin, iç siyasi baskılarla başa çıkarken ABD'nin katı taleplerine yanıt verme gibi zorlu bir görevle karşı karşıya kalacağı aşikar. Olayların hızlı gelişimi ve Washington'ın gelecekteki stratejik hamlelerine dair sınırlı görüş, gözlemcileri bu uzun süren krizin nihai gidişatı hakkında yüksek bir beklenti içinde bırakıyor.