On yıldan uzun bir süre önce kaybolan Malaysia Airlines uçuşu MH370 için arama çalışmaları yeniden başlıyor. Malezya hükümeti, Amerikan şirketi Ocean Infinity ile bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre şirket, 30 Aralık 2025'te Güney Hint Okyanusu'nda yeni bir arama başlatacak. Planlanan operasyon 55 gün sürecek. İlginç olan ise şirketin, uçağı bulamazsa ücret almayacak olması.
8 Mart 2014'te Kuala Lumpur'dan Pekin'e giden uçak, 239 kişiyle birlikte radardan kaybolmuştu. Bu olaydan sonra tarihin en büyük arama operasyonlarından biri düzenlendi. Avustralya'nın öncülük ettiği bu çalışmalar neredeyse üç yıl sürdü ancak 2017'de durduruldu. Ocean Infinity şirketi 2018'de de bir arama yapmış ama sonuç alamamıştı. Dosya, yeni ve güvenilir bir kanıt bulunana kadar kapatılmıştı. Görünen o ki, şimdi bu koşul yerine getirildi ve aramaya yeniden izin verildi.
Şirket, enkazın bulunma ihtimali yüksek olduğu düşünülen 15 bin kilometrekarelik bir alanı tarayacak. Bunun için ileri robotik teknolojiler kullanılacak. Şirket, uçağı bulursa yaklaşık 70 milyon dolar alacak. Bu sistem, Malezya hükümeti için finansal riski azaltıyor. Aynı zamanda arama şirketini de daha çok çalışmaya teşvik ediyor. Ancak bölgenin hava ve deniz koşulları çok zorlu. Nisan 2025'te planlanan arama, bu nedenle ertelenmişti. Şimdi belirlenen kısa süre içinde bu zorlukların aşılması gerekiyor.
227 yolcu ve 12 mürettebatın aileleri için bu haber, yeni bir umut kaynağı oldu. Uçakta çoğunlukla Çinli ve Malezyalı yolcular vardı. Avustralyalı Danica Weeks, uçakta eşini kaybedenlerden biri. Weeks, "Cevaplar bulunsun diye hep dua ettik. Aramanın devam edeceğini bilmek bizi rahatlattı. Umarım bu yeni aşama, aradığımız netliği ve huzuru getirir" dedi.
Bu yeni girişim, ailelere biraz olsun teselli vaat ediyor. Fakat operasyonun teknik açıdan ne kadar zor olduğu biliniyor. Güney Hint Okyanusu'nun derin ve engebeli yapısı, arama çalışmalarını her zaman zorlaştırmıştır. Sonuç ne olursa olsun, bu karar, dünyanın bu gizemi çözmek için hâlâ kararlı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki haftalar, teknolojinin bu trajik hikâyeye bir son nokta koyup koyamayacağını belirleyecek.